İnsan Nasıl Kemale Erer

Aşağa gitmek

İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından mazruf Bir Ptsi Haz. 01, 2009 4:04 pm

Bismillahirrahmanirrahim.


İstekte bulunan biri, muhakkak gerçekleşecek olan bir azabı istedi.

Kafirler için olan, bu azabı geri çevirecek Kim­se yoktur.

Bu azab Yüce makamlar sahibi olan Allahtan­dır.

Melekler ve Ruh, Ona, süresi ellibin yıl olan bir günde çıkabilmektedir.

Şu halde, güzel bir sabır göstererek, Sabret.

Çünkü gerçekten onlar, bunu oldukça uzak gör­mektedirler.

Biz ise, onu pek yakın görmekteyiz.

Gökyüzünün erimiş maden gibi olacağı gün,

Dağlar da etrafa uçuşmuş rengarenk yün gibi olacak.

Böyle bir günde, Hiçbir yakın dost bir yakın dostu sormaz.

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fid­ye vermek ister,

Kendi eşini ve kardeşini

Ve onu barındıran aşiretini soyunun hepsini de.

Yeryüzünde bulunanların tümünü verse de, son­ra bir kurtulsa.

Hayır, böyle fidyeler kabul edilmez,Doğrusu o cehennem, cayır cayır yanmakta olan ateştir.

Başın derisini kavurup soyar.

Yüz çevirip arkasını döneni çağırıp durur.

Durmaksızın mal ve servet, Toplayıp bir yerde üst üste yığmakta olanı

Gerçek şu ki, insan, bencil ve haris olarak ya­ratıldı.

Kendisine bir şer kötülük dokunduğu zaman feryadı basar.

Ona bir hayır da dokunulduğunda, engelleyici kıskanç olur.

Ancak namaz kılanlar hariç.

Ki onlar, namazlarında süreklidirler.

Ve onların mallarında belirli bir hak vardır,

Yoksul ve yoksun olanlar için.

Onlar, Din gününü de tasdik etmektedirler.

Onlar, Rablerinin azabına karşı daima bir kor­ku duymaktadırlar.

Şüphesiz Rablerinin azabından emin olunamaz.

Ve onlar ırzlarını mahrem yerlerini korurlar.

Ancak kendi eşleri ya da sağ ellerinin malik olduğu başka, çünkü onlar bunlardan dolayı kınanmaz­lar.

Fakat bunun ötesini arayanlar, onlar artık sınırı çiğneyenlerdir.

Birde,onlar, kendilerine verilen emanete ve verdikleri ahde harfiyen riayet edenlerdir.

Şahitliklerinde de dosdoğru davrananlardır.

Namazlarını titizlikle koruyanlardır.

İşte onlar, cennetler içinde ağırlananlardır.

Şimdi küfretmekte olanlara ne oluyor ki, boyun­larını sana uzatıp konuşuyorlar.

Sağ yandan ve sol yandan bölümler halinde.

Onlardan her biri, nimetlerle donatılmış Cen­nete gireceğini mi umuyor tamah ediyor,

Hayır, doğrusu biz onları bildikleri şeyden ya­rattık.

Artık, doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim, biz gerçekten güç yetirenleriz,

Onların yerine kendilerinden daha hayırlılarını getirip değiştirmeye, üstelik bizim önümüze geçilemez.

Şu halde sen, kendilerine vaat edilen azap gün­lerine kavuşuncaya kadar onları bırak, dalıp-oynasınlar, oyalansınlar.

Kabirlerinden koşarcasına çıkacakları gün, sanki onlar dikili bir şeye yönelmişler gibidirler.

Gözleri Korkudan ve dehşetten düşük, yüzle­rini de zillet sarıp kaplamış, işte bu, kendilerine vaat edilmekte kıyamet ve azap günüdür.

Selam ve dua ile..
avatar
mazruf
Yeni Üye
Yeni Üye

Mesaj Sayısı : 69
Kayıt tarihi : 28/05/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından *LİVÂÜ'L-HAMD* Bir Salı Haz. 02, 2009 10:18 am

ALLAHU AZİMÜŞŞAN (C.C) senden razı ve hoşnut olsun kardeşim...

Ağzı dualı,kalbi imanlı,kardeş sevgisiyle donanımlı kardeşim ççkk





     
avatar
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1835
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 101

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından mazruf Bir Salı Haz. 02, 2009 1:30 pm

ALLAH (C.C.) sizlerden de razi olsun Rabbım bütün tevhidi düşünenlerden mümin kardeşlerimden de.ALLAH (C.C.) sizleri mele-i alaya irtifa kılsın ve sizi mekami maksudunuzua visal kılsın.İstekte bulunan biri muhakkak gerçekleşecek olan bir azabı istedi.Bu mübarek sure, kimi vakit başlangıcının se ele oluşu dolayısıyla Se ele Suresi diye adlandırılmış ve kimi vakit ise bu surede yer alan mearic, kelimesi dola­yısıyla mearic, Suresi adını almıştır. Şimdi yapacağımız tefsirde, her iki mana da açıklanacaktır.Söz konusu sure birtakım olaylarla başlamıştır. KUR'AN onun adına azabı istemede acelecilik diyor.Azabı istemede acelecilik sözünden maksat şudur, Hz. Peygamber (selam_2.v.) milleti kıyamet ve dünya azabından korkuttuğunda özellikle de kıyamet azabından, onlar­dan bir kısmı o hazretin huzurunda şöyle diyorlardı, Eğer bu söylediğin sözler doğru ise, Rabbine söyle de hemen şimdi bu azabı bize göndersin.İşte bu durum, insanın inat derecelerinden, biridir. Buna inat hastalığı derler. Hastalıkların en kötüsü de budur. Diğer bir ayette ALLAH (C.C.) (c.c.) şöyle buyuruyor.Ey ALLAH (C.C.)'ımız, eğer bu KUR'AN bir gerçek olarak senin katından ise, gökyüzünden üstümüze taş yağdır ve­ya acıklı bir azap getir bakalım demişlerdi.Çok acayiptir ki, bir topluluk ellerini açıp şöyle diyorlardı .Ya Rabbi, Şayet bu Kitap hak ve Senden taraf gönderilmiş ise, öyleyse bizim üzerimize gökten taş yağdırki, artık yaşamayalım.Halbuki şöyle demeleri gerekirken, Ya Rab, şayet şu kitap hak ise, hak olduğunu bize göster ve bize ona tabi olmamızı terfiki inayet et. Şayet hak değil ise, se­nin nezdinden gelmemiş ise, bize basiret ver de, yolunu şaşıranlardan olmayalım.Şöyle demişler, Şayet hak ise bizim artık onu görmeye tahammülümüz yoktur, dayanamayacağız. İşte buna, azabı istemede acelecilik denir.Araplar arasında yaşlılık ve aksakallığın itibar gör­düğü o dönemde, Numan b. Haris, Hz. Peygamber (selam_2.a.) in huzuruna gelerek şöyle dedi. Ey Allah'ın (C.C.) Resulü, Sen bizlere la ilahe illallah deyip şehadet okuyun de­din ve Allahtan başkasına tapmayın diye buyurdun, biz de kabul ettik. Senin peygamberliğini kabul etmemi­zi, namaz kılmamızı, oruç tutmamızı, zekat vermemizi istedin, bunların tümünü kabul ettik. Aradan çok zaman geçmeden bir hadise ile karşılaş­tı ve tepesine bir taş düşüp onu helak etti.Bir istekli, ALLAH (C.C.) katından inkarcılara gelecek ve hiç kimsenin sayamayacağı azabı istedi.KUR'AN, bi azabin yakin diye söylüyor. Gelecek bir azap diye bahsediyor. O azap ki gelecektir, gelmesi kesindir, onda şüphe etmek ve onda acelede bulun­mak kesinlikle yanlıştır.
avatar
mazruf
Yeni Üye
Yeni Üye

Mesaj Sayısı : 69
Kayıt tarihi : 28/05/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından mazruf Bir Çarş. Haz. 10, 2009 4:05 pm

ALLAH (C.C.)'A YAKINLIK DERECELERİ

Kafirler için olan, bu azabı geri çevirecek kimse yoktur. Bu azap Yüce makam sahibi olan ALLAH (C.C.) tan­dır.

Bu azab Allahtan olduğu için, hiç bir güç onu önleyemez. Anlamı şudur: Bu azab ALLAH (C.C.) nezdindendir ki, def olunamaz. Eğer defedecek birisi var ise, Oda Allahtır.

ALLAH (C.C.) da bunu defetmeyecektir. Zira söz konusu azab, ilahi sünnetlerdendir. İlahi Kazadır. Bundan dönüş yoktur. Burada Allahu Teala, kendisi hakkında çok anlamlı bir kelime getirmiştir:

Bu azab Yüce makam sahibi Allahtandır Mearic,uruç kelimesindendir. Uruc ise yukarı gitmek ve yücelmek mahalli, anlamındadır. ALLAH (C.C.), kısan­ların yukarı çıkması ve yücelmesi için bir kısım makam­lara, derecelere ve basamaklara sahiptir. Bu mana Kuranı Kerimin birçok ayetlerinde gelmiştir, örneğin:

ALLAH (C.C.) katında onlar derece derecedir. ALLAH (C.C.) yapmakta olduklarını görendir.Ali İmran:163

ALLAH (C.C.) sizden iman etmekte olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin.Mücadele Suresi: 11

Dikkat ediniz ki biz, bu kelimeyi çok ağzımıza alı­yoruz veya kalpten niyet ediyoruz, örneğin, bu nama­zı kılıyorum 'kurbeten ilallah diye söylüyoruz. Yani, Allah'a (C.C.) yaklaşmak ve ona takerrübde bulunmak için.

İnsanlar, örf ve güncel hayatlarında yararlandıkları mana ve anlamları, yanlışlıkla ALLAH (C.C.) hakkında da kulla­nabilir ve bu mana ve mefhumların Allahla ilgili olarak doğru olduğunu sanabilirler. Halbuki ALLAH (C.C.) hakkında hakikattir, itibari ve arazi değildir.

Örneğin biz şöyle diyoruz, Falan şahıs filan maka­ma çok yakındır. Bu sözdeki maksadımız, acaba o şah­sın o makama mekan yönünden yakınlığı mıdır, Me­kan yönünden mi herkesten daha yakındır. Eğer öyle olacak olsaydı, o makamın hademesi o makama herkesten daha yakın olurdu. Oysaki mekan itibariyle o ma­kamdan kilometrelerce uzakta olan birisinin, o makama daha yakın olması mümkündür.

Burada söz konusu yakınlık tan maksat, o şahsin daha fazla mevrudi inayet öncelik hakkına sahip oluşu­dur. Örneğin. Hz. Peygamber (selam_2.a.) Allah'a (C.C.) diğer in­sanlardan daha yakındır, diye söylenildiğinde, Allah'ın (C.C.) ona lütuf ve ihsanının daha fazla olduğu kast edilmektedir. Öyle zannediyorlar ki Allah'a (C.C.) yakınlık ve uzaklık o anlamdadır.selam ve dua ile..
avatar
mazruf
Yeni Üye
Yeni Üye

Mesaj Sayısı : 69
Kayıt tarihi : 28/05/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Çarş. Haz. 10, 2009 5:35 pm

ALLAHU AZİMÜŞŞAN senden razı ve hoşnut olsun ...

Ağzı dualı,kalbi imanlı, sevgisiyle donanımlı Mazruf Abey...




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 106
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından mazruf Bir Perş. Haz. 11, 2009 10:50 pm

Sadece insanlar değil, melekler dahi böyledir. Hiç bir melek mekân yönünden diğer melekten daha yakın değildir. Yakınlık lütuf ve inayetten ibarettir. Oysaki mana aleminde, gerçekten yakınlık dereceleri vardır. Du­rum sadece bununla sınırlı olmayıp, alemi melekut ve alemi gayb, gerçekte rütbe ve dereceleri ihtiva etmektedir. Ne sadece inayet ve lütuf azlığı ve çokluğu söz konusudur. Gerçekte insan ibadetinin eseri ile Allah'a (C.C.) taraf yüceliyor. Her derece yakınlaştıkça, vücudu daha çok hak oluyor, hangi yöne vücudu daha hak olur ise, daha çok o yöne değişim gösteriyor. Vaziyeti, şekli, maneviyatı ve her şeyi değişiyor. Hatta biz amelimizle var olu­yoruz.

Hoş kelimeler ancak Ona yükselir, kabul olunur. Salih ameli de hoş kelimeler yükseltir. Fatır Suresi: 10

Teyyib sözünden maksat pak itikattır. Demek ki teyyib söz Ona Allah'a (C.C.) doğru yukarı gidiyor. Ve pak itikadı yukarı götüren de salih ameldir. Veya salih ameli yukarı götüren tayyip sözdür. Böylece salih amel yukarı gidiyor. Alemi gaybda da bu hissedilebilen gerçekler oluşumlar dışında, bir kısım oluşumlar vakiiyyetler vardır. İşte Kuranı Kerimdeki eela iliiyyin ve esfele safilin yani yukarıların yukarısı ve aşağıların aşağısı gibi sözler de bu vakalara işarettir.

KUR'AN, şöyle buyuruyor

O ALLAH (C.C.) ki kendi katında makamları ve derece­leri vardır. Melekler, Hayvanlar, Mevcudat, İnsanlar, her kes ve her şey, hususi bir makamda yerlerini almışlardır. Allah'ın (C.C.) kulları daima nafilelerin vasıtasıyla Ona doğru yücelirler

Bu hadiste Bihin nevafil Nafileler ile buyurmuş, Bihil feraiz Farzlar ile buyurmamıştır.

Benim kulum daima ve sürekli olarak nafileler, vasıtasıyla bana yakın olup yaklaşırlar. Hatta öyle bir merhaleye yetişiyorlar ki benim muhabbetime mazhar oluyorlar.

Elbette bu sözden maksat, diğer kulların Allah'ın (C.C.) muhabbetinden uzak kaldıkları anlamında değildir. Yü­ce ALLAH (C.C.) şöyle buyurmak istiyor,Bizim bir kısım Rah­met ve Rahmaniyetimiz vardır ki, tüm insanların halini ihtiva eder. Bir kısım Rahmet ve Rahmaniyetimiz de vardır ki, hususi kullarımızın haline şamil olur.

Rahmet ve Rahmaniyetten kasıt, insanın belirli bir merhaleye ulaşmasıdır. Farz ediniz ki örneğin bir insan bir merkeze ulaşmak istiyor. Müşahhas hududa ulaşma­dığı müddetçe, kendi ayakları ile ileri gitme mecburiye­tindedir. O müşahhas hududa varınca da merkezin kendi cazibesi onu kendine cezp ediyor çekiyor. Yani öyle bir merhaleye ulaşıyor ki, Allah'ın (C.C.) muhabbeti onu cezp ediyor, onu kapsıyor ve ilahi muhabbet eli onu kendine doğru çekiyor. Hatta uhubbehu ki onu ben dost edi­niyorum artık fe iza ehbebtuhu onu ben dost edinince onun benliğinden ve hüviyetinden bir şey kalmıyor. Onun her şeyi ben oluyorum. Fe iza ehbebtuhu kuntu semuhullezi yesmeu bihi, ve beşeruhullezi yebsuru ve yedihillezi. işiten kulağı ben oluyorum. Onun tutan eli ben oluyorum. Bu tertiple o, her şeyden vazgeçiyor ve her şeyi terk ediyor, onun için artık bir şey kendine kal­mıyor.

Maksadım şudur ki, sözünü ettiğimiz dereceler, yü­celikler ve mertebeler işte bunlardır. O mertebeler ki in­san ona doğru yüceliyor, her ne kadar gitse bile, nihayeti yoktur. İla nihayet gitse, ebedi olarak gitse dahi, bir mer­haleye varıp ta orada bitecek gibi bir cinsten değildir. Zarfiyeti büyüktür, kendisi de sonsuzdur. selam ve dua ile..
avatar
mazruf
Yeni Üye
Yeni Üye

Mesaj Sayısı : 69
Kayıt tarihi : 28/05/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: İnsan Nasıl Kemale Erer

Mesaj tarafından hasret Bir C.tesi Ağus. 08, 2009 10:10 pm

(((OFLU))) demiş ki:ALLAHU AZİMÜŞŞAN senden razı ve hoşnut olsun ...

Ağzı dualı,kalbi imanlı, sevgisiyle donanımlı Mazruf Abey...
avatar
hasret
Tecrübeli Üye
Tecrübeli Üye

Mesaj Sayısı : 428
Kayıt tarihi : 21/05/09
Yaş : 29

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz