ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 12:19 am

Sehidler...
Onlari anlatmaya ne kelimeler ne de zaman yeter. Onlar ruhlarini tertemiz bir sekilde Allah`a teslim ettiler ve su an cennetteler. Onlara her gun yenileri katiliyor. Burada sadece Cecenistan`daki sehidlerden bahsedecegiz. Buradan tum sehidlerimizi selamliyoruz. ALLAH (C.C.) bizleri onlardan kilsin.
"Sakin ALLAH (C.C.) yolunda öldürülenleri ölüler sanma! Dogrusu onlar Rableri katinda diridirler ve Cennet meyvelerinden riziklandirilirlar. Onlar ALLAH (C.C.)'in kendilerine verdigi ihsandan (sehidlik rütbesinden) dolayi nes'eli haldedirler." (Âl-i Imrân, 169-170).

1-) Cehar Dudayev:


Cecenistan ve sehadet dendiginde akla ilk gelenlerden biridir Dudayev. Çeçenistan'i özgürlüge kavusturan Cahar Dudayev, 1944 yilinin subat ayinda Çeçenistan'in Yalho köyünde dogdu. Hayata gözlerini açar açmaz Rus baskisi ile tanisti. 23 subat 1944'te Sibirya'ya sürgün edilenlerin arasina katildiginda daha annesinin kucaginda 15 günlük bir bebekti. Çocukluk yillari Sibirya bozkirlarinda çok güç sartlar altinda geçti. Orta ögrenimini burada tamamladi. 1962 yilinda Tambov Askeri Pilot Yüksek Okulu'ndan, 1966 yilinda da Uzak Mesafe Uçaklari Pilot ve Mühendis Yetistirme Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. 1974 yilinda Gagarin Hava Harp Akademisi'ni de bitiren Dudayev, 1. Sinif pilot ve mühendis ünvanini kazandi. S.S.C.B. hükümeti tarafindan kendisine 12 madalya verildi. Tümgenerallige yükseldi. Sovyet tarihinde Stratejik Hava Kuvvetleri'nde Tümen Komutani olmayi baþaran ilk Müslüman olarak adindan bahsettirdi.

Çeçenistan Devlet Baskani olmadan önce Baltik Cumhuriyetlerinde yasanan bagimsizlik hareketlerini bastirmadigi için adi isyanci generale çikti. 1989'da Estonya'da Stratejik Hava Kuvvetleri Filolari Komutanligi'nda görev yaparken Baltik ülkelerinde baslayan bagimsizlik hareketlerinin kuvvet kullanilarak bastirilmasi için Moskova'dan emir aldi. Ancak bu emri "yurdunun bagimsizligi için mücadele eden bir halkin üstüne bomba atmam" diyerek yerine getirmedi. Moskova bu itaatsizligi hazmedemedi ve Dudayev'e ceza olarak askeri birligi ile birlikte Grozni'ye sürgüne gönderildi. 1990 yilinin Mayis ayinda görevinden istifa etti. Rusya bu "isyanci" komutanin önderlik edecegi birçok olaya gebeydi.

Kasim 1990'da toplanan Çeçen Halkinin Kurultayi'na davet edildi ve sonradan "Çeçen Ulusal Kongresi" adini alan bu halk meclisinin icra kurulu baskanligina seçildi.
19-21 Agustos 1991'de Gorbaçov'a karsi girisilen basarisiz darbe tesebbüsü sirasinda darbecilerin karsisinda yer aldi. Akabinde, darbecilerle isbirligi yapan Çeçen-Ingus Cumhuriyeti Hükümeti'ni düsürmek için baslatilan halk hareketinin basina geçti. Demokratik güçler, aydinlar ve tüm Çeçen halki kendisini destekledi. 27 Ekim 1991'de yapilan seçimlerde %85 oraninda aldigi oyla Çeçenistan Cumhurbaskanligi'na seçildi.Rusya'nin 11 Aralik 1994 tarihinde Çeçenistan'a karsi baslattigi isgal ve soykirim hareketine karsi Cahar Dudayev, "Son Çeçen canini vermeden Ruslar ülkemize hakim olamaz" diyerek, halkina "Cihad" emrini verdi.Dudayev'in önderligindeki Çeçen halki, iki yila yakin bir süre devam eden sanli bir istiklal mücadelesi verdi. Sonunda Agustos 1996'da Çeçenistan Ruslardan temizlenerek, Kafkas tarihine yeni bir altin sayfa eklendi.Bu özgürlük lideri, 21 Nisan 1996'da bir suikast sonucu sehid edildi.

2-)Ibnul Hattab
"Eger Afganistan`dayken bana gelip birgün gelecek Ruslar`la Rusya`nin içinde de savasacaksin deseydiniz, size asla inanmazdim." [Ibn-ul-Hattab]
Arap Körfezinde varlikli ve kültürlü bir ailenin çocugu olarak dogdu. Çok cesur, kuvvetli ve gözüpek bir genç olarak yetisen Hattab Ingilizce egitimi aldiktan sonra 1987 yilinda bir Amerikan Lisesinde okuma hakki kazandi. Ayni yil istilaci Rus ordusuna karsi Afganistan Cihadini en yogun dönemlerindeydi. Dünyanin dört bir tarafindan müslüman gençler Seyh Abdullah Azzam (1989 da suikast sonucu sehid oldu), Seyh Tamim Adnani (vefat 1988) ve Usame Bin Ladin gibi Islami kimligi ile öne çikmis kisilerin Cihad çagrilarina icabet ederek Afganistan’a akin etmekteydiler.
Dünya’nin Süper Güç olarak kabul ettigi Rusya’ya karsi yapilan mücadele ve gösterilen olaganüstü kahramanliklar müslümanlar arasinda yayiliyordu. ABD'de egitimine devam edecegi zaman geldiginde Hattab birçok arkadasinin ve akrabalarinin yaptigi gibi Afganistan`a kisa bir ziyarette bulunmaya karar verdi. 1987 de ailesi ile vedalasip evinden ayrilan Hattab o günden sonra bir daha evine, ailesinin yanina dönmedi.
Bir mücahid, Hattabin ilk kez Celalabad daki egitim kampina geldiginde gördügü zamanki izlenimlerini söyle anlatiyor: "Celalabad daki egitim kampi hemen hergün gelen ve gidenlerle dolup bosaliyordu. Ruslar’a karsi büyük bir operasyon hazirligi içindeydik, egitimini tamamlayanlar esyalarini alip cepheye gidiyorlardi. Biz cepheye gitmek için yola çikarken yeni bir grup geldi. Hattab'i ilk kez o zaman gördüm. 16-17 yaslarinda henüz sakallari yeni yeni çikan uzun saçli bir genç Henüz gelmisti, ilk yaptigi sey kamp komutanlarina gidip kendisini cepheye göndermesi için yalvarmak oldu. Komutanlar gitmesine müsade etmediler. Yanina gidip kendisini tebrik ettim ve adini sordum. Ibn-ul-Hattab la böylece tanismis oldum."
Hattab egitimini tamamladiktan sonra cepheye gitti. Egitimini veren komutanlardan biri, 1987 yilinda Jaji deki ünlü Aslan Yuvasi Operasyonunda komuta etmis olan Hassan as-Sarehi idi. [Hassan As-Sarehi'ye bir suç ithaminda bulunuldugundan dolayi 1996 dan bu yana Cidde/Suudi Arabistanda bulunan bir hapishanede bulunmaktadir.] Sonraki 6 yilda, artik Hattab 20. yüzyilin gördügü en cesur ve çetin Mücahid Kumandanlari arasina girmistir. Karsi saldiri ve ateslerden kaçmamasi ve yaralandigin da acisini gizlemesi ile taninir. Hem normal hem de özel Sovyet güçlerine karsi birçok operasyon, pusu ve baskinlarda bulunmus ve 1988-1993 yillari arasinda içlerinde Celalabad, Host ve Kabil ün ele geçirilmesininde (fethininde) bulundugu Afganistan'daki bütün önemli operasyonlara katilmistir. Allah’in inayeti ile birçok kez ölüm tehlikesi atlatmistir.
Bir mücahid, Hattab’in Afganistan’da karnindan 12.7 mm’lik agir bir makinali mermisi ile yaralanmasini söyle anlatiyor: (12.7 mm‘lik bu silah zirh delici olarak kullanilmaktadir ve insan vücuduna isabet etse onu kiyma haline getirir, bunu her askeri uzman tasdik edecektir.)
"Operasyon sirasinda biz cephe gerisinde ufak bir evde idik. Aksam olmustu ve savas çok çetin bir sekilde devam ediyordu. Hattab birden odadan içeri girdi, yüzü solgundu, birsey olmamis gibi davranmaya calisiyordu. Yavasça yürüyerek bize dogru geldi ve yanimiza oturdu. Herhangi bir aci ifadesi göstermiyordu ama birseylerin yanlis gittigini anlamistik, genellikle suskun birisi olmayan Hattab, oldukça sessizdi. Yaralanip yaralanmadigini sorduk. Ufak bir siyrik, önemli birsey yok, dedi. Bir kardes yanina gidip yarasina bakmak istediginde önemli birseyin olmadigini tekrar ederek onu geri çevirmeye çalisti ama kardes Hattab'i zorlayarak yaraya bakti, elini karnina koydu. Hattab'in yarasi siddetli bir sekilde kaniyordu, elbisesi tamamen kana bulanmisti. Hemen bir araç çagirarak onu bir an önce en yakin hastaneye ulastirmak için harekete geçtigimizde halen bunun hafif bir yara oldugunu önemli bir durumun olmadigini söylüyordu."
Tacikistan da el yapimi bir el bombasini atarken elinde patlamasi sonucu sag elinin iki parmagini kaybetti. Mücahidler Pesavara gidip orada tedavi olmasi için ikna etmeye çalistilar isede o, Hz.Muhammed (S.A.V.) efendimizin sünneti üzere yarasini biraz bal ile sarmis ve arkadaslarinin teklifini reddedmis, bunun için Pesavar’a kadar gitmeye gerek yok demistir. Parmaklari her zaman benzer bir sekilde bandajliydi.
Komunistler bozguna ugrayip, Sovyet ordusu Afganistan'i terk etmek zorunda kaldigi zaman, Hattab ve bir grup arkadasi bu sefer Tacikistan’da ayni düsmana karsi bir savasin haberini aldilar. Bunun üzerine esyalarini toplayarak bu grupla beraber 1993 yilinda Tacikistan'in yolunu tuttu. Tacikistan'da 2 yil boyunca karli, daglik arazide cephane ve mühimmat eksikligi içinde mücadele ettiler.
Tacikistan'da geçen 2 yil sonunda, Hattab 1995 yillari basinda küçük grubu ile Afganistan'a döndü. O zamanlar, islami tavir ve kararliliklari ile herkesi sasirtan Çeçenler'in Ruslar'a karsi savasi yeni yeni basliyordu. Hattab bir aksam uydu televizyonunda gördügü Çeçenistan haberi görüntüleri üzerine hissettiklerini söyle açikliyor: "Üzerinde ‘La ilahe illallah’ yazili saç bantlari takan ve tekbir getiren Çeçenleri gördügüm zaman Çeçenistan'da bir cihad olduguna ve oraya gitmem gerektigine karar verdim."
Hattab, 1995 yilinin baharinda Afganistan'dan 8 mücahid arkadasi ile birlikte Çeçenistan'a geçti. Afganistan ve Tacikistan'da yasananlar, Çeçenistan'da 4 yilda yasanan kahramanliklar yaninda çocuk oyuncagi gibi kaldi. Resmi Rus kaynaklarina göre 2 yillik Çeçen Rus savasinda öldürülen Rus askeri sayisi Afganistan'daki 10 yillik kayiplarindan fazla idi.
Hattab ve arkadaþlari Afganistan'dan geldiklerinde bölgelerindeki Çeçenlere savas ve islami egitim vermekle ise basladilar. Çeçenistan'da (Khartoshoi 1995, Shatoi 1996, Yashmardy 1996) ve Rusya içinde (Dagistan 1997 ve 1999) çok önemli operasyonlara katildilar.
En sanli operasyonlarindan birisi, 16 Nisan 1996 tarihinde komutasindaki 50 kisilik mücahid grubuyla 50 araçtan olusan Rus konvoyunu tamamen imha ettikleri Shatoi Pususudur. Resmi Rus kaynaklari bu pusuda 26 si rütbeli olmak üzere 223 Rus askerinin öldügünü ve bütün araçlarin bertaraf edildigini bildirmisti. Bu operasyon Moskova'da 2 veya 3 Rus generalinin görevlerinden alinmasina sebeb olmus ve Boris Yeltsin operasyonla ilgili haberleri Rus Parlementosunda bizzat duyurmustu. 5 mücahidin sehitlik mertebesine ulastigi bu operasyon filme alinmis ve fotograflarla tarihe kaydedilmistir. Fotoðraflar ve filmler yakinda sitemizde mevcut olacaktir.
Bundan birkaç ay sonra Hattab grubu ile Rus Askeri Kislasina yaptigi baska bir baskinda Rus helikoterlerini AT-3 uzaktan yönlendirilen tanksavarlariyla düsürdüler. Bu operasyon da filme alinmistir. Ayrica grubundan bazi mücahidler 1996 Agustosu'nda Samil Basayev’in komuta ettigi ünlü Grozni saldirilarinda görev almistir.
22 aralik 1997 yilinda tekrar sahneye çikmis, komuta ettigi 100 Çeçen ve Yabanci Mücahidden olusan grubu ile Rusya içine 100 km sizarak 136. Motorize Zirhli Tugayi Merkezine saldirida bulunmustur. Bu baskinda 300 Rus araci tahrip edilmis ve birçok Rus askeri öldürülmüstür. Birisi Hattab'in kumandanlarindan olan Abu Bakr Aqeedah olmak üzere iki mücahid bu baskinda sehit olmustur.
1996 yilinin sonbaharinda Rusya'nin Çeçenistan'dan çekilmesinden sonra Hattab Çeçenistan’da Milli Kahraman ilan edildi. Samil Basayev ve Salman Raduyev gibi Çeçenistan'in en büyük kumandanlarininda katildigi bir törenle kendisine Üstün Cesaret Madalyasi takdim edilip ayrica Çeçen Hükümeti tarafindan General rütbesi ile onurlandirildi. Cevher Dudayev sehadetinden önce hal ve davranislariyla Hattab'i her zaman takdir ettigini göstermistir.
Hattab cihadin Medya alanina da tasinmasi gerektigine inanmaktadir. "Allah bizden kafirlere karsi onlar bizimle nasil savasiyorlarsa oyle savasmamizi istiyor" Onlar medya ve propaganda yolunu kullaniyorlar, öyleyse bizde kendi medyamizla onlara karsi savasmaliyiz demistir. Bu yüzden bütün operasyonlarinin filmlerinin kaydedilmesine özen gösterir. Afganistan, Tacikistan ve Çeçenistan'daki savas görüntülerini içeren 100’lerce video kasetinin oldugu bilinmektedir.
Düsman medyasinin yalan, yanlis iddialarina yanit olarak sadece sözlerin yetmeyecegini ve video görüntülerinin de cevapta yer almasi gerektigini savunmaktadir. 1999 Agustos'unda Dagistan'daki Rus güçlerinin imhasina ait, ölü 100'lerce Rus askerinin (Rus resmi rakamlarina göre 40 olan ancak gerçekte 10 kati fazlasi yani 400 askerin öldürüldügü son Dagistan operasyonunu da kapsamli bir sekilde kayda aldi.) görüntülerini içeren videolar elden ele dolasmaktadir.
Hattab birçok Müslüman tarafindan günümüzün Halid b. Velid'i olarak sevilirdi. Ancak vakti geldiginde ölecegine ve bu vaktin ALLAH (C.C.) tarafindan belirlendigine, ne bir dakika önce ne bir dakika sonra olacagina yakinen inanirdi. Birçok kez ölümden son anda kurtulustu. Bunlardan en önemlisi Ruslar tarafindan bombalanan 4 tonluk bir Rus aracindayken oldu. Kamyon takla atip ters donerken, Hattab yara almadan kurtuldu.
Zeki ve cesurdu. Ciddi bir kisilige sahipti. Askerleri tarafindan çok sevilir, ciddiyetsizlige tahammül edemezdi. Askerlerini sürekli teftis eder, kisisel problemlerini çözer ve harcamalari için kendi cebinden harçlik verirdi. Her birisi öldügünde yerini alabilecek kapasitede iyi yetismis, tecrübeli komutanlardan olusan bir kadrosu vardi. Dünya Müslümanlarina sunu tavsiye etmektedir:

"Allah yolunda Cihad etmekten bizleri alikoyan ilk sebeb ailelerimizdir. Buraya gelenlerin hiçbiri ailesinin iznini alarak gelmedi. Eger biz de ailelerimizi dinleyip geri dönmüs olsaydik, bu davayi kim omuzlayacakti? Ne zaman anneme telefon açsam, 12 yildir kendisini görmemis olmama ragmen beni eve çagiriyor. Eger herkes giderse, kim devam edecek?"
Hattab, Ruslar Kafkasya'dan Orta Asya’ya kadar bütün müslüman topraklarini tamamen terk edip gidinceye kadar onlarla savasmaya azmetmisti. "Ruslar'i ve taktiklerini biliyoruz. Zayif yönlerini de bildigimiz Rus Ordusuna karsi savasmak bizim için baska bir orduyla savasmaktan daha kolay." demisti.
Medya, yalan yanlis yayinlari ile Hattab'i Dünya çapinda terörist eylemlerden sorumlu bir kisi olarak lanse etmeye çalismaktadir. Bu biyografiyi tarafsiz olarak okuyacak bir kisinin de takdir edecegi gibi Hattab düsmanlari ile yüz yüze çarpisma taraftaridir. Eger insanlarinin hayatlarina kasteden, çocuklarini öksüz, kadinlarini dul birakan ordulara karsi savasmak terörizm olarak nitelendirilecekse Hattab gerçekten bir teröristtir.
1979 yilinda Sovyetler Birligi Afganistani isgal etmisti. Bundan 20 yil sonra ise artik Sovyetler Birligi diye birsey kalmamis ve bu isgal Mücahid Ordularinin dogmasýna sebeb olarak belkide kendisi açisindan yüzyilin en büyük hatasini yapmistir.
Hattab 2002 yilinin ilkbaharinda zehirlenerek sehid edildi.
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 12:24 am

3-) Ebu Bekir Akide
Çeçenistan' daki yabanci mücahidlerin saha komutani. 22 Aralik 1997 tarihinde, 36 yasindayken, Dagistan'da Ruslar'a karsi gerçeklestirilen bir askeri operasyonda sehid oldu.
1997'nin 22 Araliginda, Çeçenistan'daki yabanci mücahidler, kumandan Ibn-ul- Hattab'in önderliginde bir Rus askeri üssüne saldiri düzenlediler. ALLAH (C.C.)'a sükürler olsun ki saldiri basariyla gerçeklestirildi. Mücahidlerin çok sevdigi ve hürmet gösterdigi bir kardes bu saldirida Rabbine kavustu. Bu kardesin ismi Ebu Bekir Akide idi. Asagidaki yazi, Ebu Bekir' in cihaddaki yerini ve nasil sehid oldugunu anlatiyor. ALLAH (C.C.) onun sehadetini kabul etsin. Amin. "Allah yolunda öldürülenlere gelince... ALLAH (C.C.) onlarin amellerini asla bosa çikarmaz." ( Muhammed Suresi - 47 : 4 )
Ebu Bekir, 1980 lerin sonunda üniversiteyi bitirdi ve 25 yasinda cihad için Afganistan'a gitti.Müslüman topraklarini korumak ve düsmanla savasmak için bulundugu bu topraklarda kendi teknik uzmanligina askeri deneyimleri de ekledi. Bir buçuk yil sonra, Celal Abad'daki bir operasyon sirasinda, mayina basarak bir bacagini dizinin altindan itibaren kaybetti. Bacagini kaybettiginde yaninda olan bir kardes anlatiyor :
"Komunistlere karsi operasyon basladiginda, biz, kisa süre içinde çok yogun bir bombardiman ve ates altinda kalmistik. Hepimiz, basimizi egmistik ve hatta atesin yogunlugundan, bakmak için dahi basimizi kaldiramiyorduk. Operasyonun kidemli komutanlarindan olan Ebu Bekir, kardeslerden, gidip bir havan mermisi alip getirmelerini istedi. Kardeslerden hiçbirisi yogun atesten dolayi gidemedi, bunun üzerine havan mermisini almak üzere Ebu Bekir kendisi gitti. Yarim saat sonra, elinde bir havan mermisiyle geri döndü ve kardeslerine havan mermisini koyup ateslemelerini istedi. Onlar, bunu niye kendisinin yapmadigini sorduklarinda, havan mermisini almaya gittiginde, kolundan bir kursunla yaralandigini ve kursunun kemigin içinden geçip gittigini söyledi. Ona geri dönüp koluna baktirmasi gerektigini söyledik ama o savasmayi tercih ederek bunu reddetti.
Bu olaydan bir süre sonra, Ebu Bekir, bir anti-personel mayinina basti ve bir bacagini dizinin altindan itibaren kaybetti. O'nu cephenin gerisine tasidim ve Peþaver' deki hastaneye kadar ona eslik ettim. Hastaneye vardigimizda epey bir zaman geçmisti ve Ebu Bekir çok kan kaybetmekten bitkin düsmüstü. Yüzünden su gibi ter bosaniyordu fakat o, ne inliyor ne de sizliyor sadece ALLAH (C.C.)'in ismini aniyordu. Ona : 'Sakin ol kardesim. Bu cennete giden yoldur.' dedim. Basini salladi ve ' Biliyorum' dedi.
Kopan bacaginin yerine geçici ve takma bir bacagin takilmasindan sonra, tekrar savasmak ve kardeslerini egitmek için Afganistan'a geri döndü. Bacagini kaybettikten sonra dahi, birçogumuzun sahip olmadigi mesru (ser'i) bir sebebi olmasina ragmen cihadi terketmedi, aksine, Onun kalbindeki cihad aski daha da köklesmisti ve artik vücudunun geri kalan kisminin da, kopan bacaginin akibetine kavusmasini arzuluyordu. Takibeden iki yil boyunca, Sehid Abdullah Azzam ( R.A.) kampinda askeri egitmen olarak kaldi. Yüzlerce Mücahid onun egitiminden geçti.
Sonraki aylarda, evlendi. Misir'daki ailesine telefon ederek evlenmek istedigini söyledi. Ailesi, aradi ve onunla evlenmeyi isteyen Misirli bir kiz buldular, ardindan onu Afganistan'a gönderdiler. Dikkat ediniz, bu olay, Ebu Bekir bacagini kaybettikten sonra oldu. Oysa, kalbleri dünyalik þeylerin sevgisiyle dolu oldugundan , bir mücahidden gelecek evlilik teklifini reddedecek kizkardeslerin sayisi ne kadar çoktur! Böylece O kizkardes Afganistan'a gitti ve orada evlendiler.
Ebu Bekir, Sovyetler 1989 da Afganistan'dan kovulana kadar savasa devam etti. Sovyetler yenilgiye ugradiktan sonra, O, Ibn-ul-Hattab ve bir avuç kardesiyle birlikte Tacikistan' a gitti ve orada bir müddet savasti. Ardindan ,iki yil boyunca Çeçenistan'da bulundu ve orada, Ibn-ul-Hattab ile birlikte, Ruslara karsi çok sayida askeri operasyona katildi.
1996 sonbaharinda, Çeçenistan ile Ruslar arasinda geçici bir baris anlasmasinin imzalanmasinin ardindan, Ebu Bekir ögrenmeye ve mücahidleri egitmeye devam etti. Ibn-ul Hattab, artik rahatsizlik veren eskisinin yerine, yeni ve kaliteli bir takma bacak taktirmasi için Avrupa'ya gitmesini istedi ve gerekli parayi temin etti. Ancak Ebu Bekir, "Müslümanlarin parasinin kendisi gibi birisine harcanmasindan ziyade baska insanlar ve sebepler için harcanmasinin daha dogru" oldugunu söyleyerek bu teklifi geri çevirdi.
22 Aralýk 1997 Pazartesi sabahinin erken saatlerinde, Ebu Bekir Akide, takma bacagi ile, Dagistan'in Buinaksk bölgesindeki bir Rus Askeri Üssüne düzenlenecek saldiriya katildi. Saldirinin baslarinda, mücahidler tüm Rus üssünün kontrolünü ele geçirdiklerinde, Ebu Bekir , Rus tanklarindan birisine elektriksel bubi tuzagi yerlestiriyordu.
Bu sirada arkasindan gelen bir mermiyle vuruldu ve yere düstü. Ruhunun bedenini terketmesine az bir zaman kalmasina ragmen Ebu Bekir, büyük bir mücadele vererek tekrar tuzaga ulasti ve elektrik devreyi tamamladý. Ruhu bedenini terketti ve kisa bir andan sonra üzerinde bulundugu tank patladi. Iste böylece Ebu Bekir, ALLAH (C.C.)'in düsmanlariyla son anina kadar savasti. O düsmanlarindan kaçarken degil, yüzyüze çarpisirken öldürüldü! 36 yasindaydi. ALLAH (C.C.)'in rizasini kazanmak için cihad ederek geçen 11 yilin ( hayatinin üçte biri) ardindan sehadet rütbesine eristi. ALLAH (C.C.), Ebu Bekir' e cihad etmedeki gayretinin karsiligini versin ve onu Cennet'inin en yüksegine alsin. Amin!
Eger Ebu Bekir' le karsilassaydiniz, O' nun hakkinda hiçbir sey bilmeseniz dahi, hemen O' nun karakterinden etkilenirdiniz. Evi çok gösterissizdi ve içinde çok az esyasi vardi. Çok alçak gönüllüydü ve efendi, asla argoya kaçmayan bir arapçasi vardi ve oldukça misafirperverdi.
Ebu Bekir' i kelimelerle anlatmak mümkün olmadigi için, O' nun hakkinda böyle bir yazi yazmak zordur. Onunla birlikte oturmadan, onunla konusmadan, ona hayallerini sormadan, onunla yemek yemeden ve onunla beraber yasamadan O'nun karakterini ve O'nun, dünyanin her yerindeki mücahidler için bir kardes ve arkadas olarak kaybinin ne büyük bir sey oldugunu anlamak mümkün degildir.
Ebu Bekir, Çeçenistan'da sehid oldugunda arkasinda bir es ve dört tane kiz çocugu birakti. ALLAH (C.C.)'a onlarin Dünya hayatini kolaylastirmasini ve Cennetinde Ebu Bekir'le biraraya getirmesini diliyoruz. Amin !
Ey Allah’im, bizler senin, kisinin hüküm gününde sevdigiyle hasrolacagina dair verdigin sözünü biliyoruz ve bu hüküm gününde, bizleri de aralarinda Ebu Bekir'inde oldugu Süheda ve Mücahidlerle hasretmeni istiyoruz. Amin !
Ey Ebu Bekir ! Bizler evlerimizde konforun keyfini sürerken, senin, Afganistan'da düsman bombardimani altinda, soguk, karanlik ve yagmurlu gecelerde sabirla, zorluklara tahammül gösterdigini unutmadik!
Ey Ebu Bekir! Bizler simsicak evlerimizde rahat içindeyken, senin, sert geçen Çeçen kislarini hiç sikayet etmeden zorluk içinde geçirdigini unutmadik!
Ey Ebu Bekir ! Bizlerin çogu tek bir damla kanini bile Cihad Topraklarinda harcamamisken, Afganistan topraklari, senin ALLAH (C.C.) yolunda akittigin o kadar kani hala unutmadi!
Ey Ebu Bekir ! Bizlerin çogu tek bir damla terini bile Cihad Topraklarinda akitmamisken, senin, bunun Cennet' e giden yol olduðunu bilerek ve hiçbir sikayet ve sizlanmada bulunmadan, bacagini ALLAH (C.C.)'a sattigin o günü; yüzünden su gibi terlerin bosandigi o günü unutmadik!
Ey Ebu Bekir! Sen , kardeslerinin gönlünde, seninle bulusacaklari ana kadar iyilesmiyecek bir yara açtin!
Ey Ebu Bekir! Gözler yasardi ve kalpler hüzünle dolup tasti, fakat biz Rabbimizi hosnut edecek seyden baskasini söylemeyiz. Bizler Rabbimizden, Cennette, seninle bulusmayi istiyoruz. Öyleki senin hayatin, bütün Müslüman gençler için bir ilham kaynagi olsun, veya damarlarinda kan olan herhangi bir müslüman erkegi için, veya imansizlara kölelik ederek zillet içinde geçen bir hayattan kurtulup sadece ALLAH (C.C.)'a kul olacagi bir hayata kavusmak isteyen her müslüman için ! Amin.
Kendileri savasta yara aldiktan sonra yine ALLAH (C.C.)'in ve Peygamberin davetine kosanlara, hele onlardan ihsan edenler ve sakinanlara pek büyük bir ecir (mükafat) vardir. Insanlar onlara : "Düsmanlariniz size karsi bir ordu topladilar, onlardan korkun" dediler. Bu, onlarin imanini arttirir da: "Allah bize yeter. O ne güzel Vekil' dir ! " dediler. ( Al-i Ýmran Suresi - 3 : 172-173 )

4-) Osman Karkus (Kayseri dogumlu)
Osman`in cihadda kullandigi ismi Bilal`di bu yuzden kendisinden Bilal diye sozedecegiz. Bilal 1995 yilinda Bosna`da 6 ay savastiktan sonra Cecenistan`a gecmeye karar verdi ama Cecenistan`a gitme cabasi basarisiz oldu. Sonra evlendi ve 1999`da Kosova`daki cihada katilmak icin oraya gitti. Bilal Kosova`ya vardiktan birkac ay sonra oradaki savas bitmisti ve Bilal 1999 yilinin agustos ayinda Cecenistan`a gitmeyi bir kez daha denedi ve bu sefer basarili oldu.
1999 Dagistan operasyonuna Hattab`in askerleriyle katilan Bilal operasyonun ardindan Turkiye`ye donmeye karar verdi ama cok kisa bir sure sonra Rusya Cecenistan`i isgal edince burada kalmaya karar verdi. Argun ve Grozny`deki direnislerde yogun olarak aktif gorev almisti. Ramazan ayinda da mucahidlerin asciligi gorevini ustlenip onlar icin iftar yiyecekleri hazirlamisti. O sirada yine de catismalara katilmakta ve kahramanligini gostermekteydi.
Bir gun ruyasinda evlendigini gormustu ve sabah uyandiginda Cecen bir bayanla evlenme karari almisti ama kararini hayata geciremeden sehadeti elde edecekti. Rusya Grozny`i ele gecirdiginde mucahidler bu sehri terk etmeye baslamisti. Geri cekilme sirasinda Bilal`in de icinde bulundugu grup Katyr Yurt kasabasinda konaklamisti. Burada Bilal`in kaldigi odaya Ruslar`in attigi bir top mermisi carpinca Bilal kanlar icinde yere yigildi. Arkadaslari kendisini tedavi icin goturdukleri bir sirada Shami Yurt kasabasinda can verdi ve hastahaneye ulasamadan Rabbine kavustu. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
5-) Seyfullah (Malatya)
Islam`dan uzak bir ailenin icinden gelmisti. Universitedeyken kendisi de bir Cecenya sehidi olan Halil Ibrahim`in cabalariyla Islam`a yakinlasmisti ve sonra da cihada gitmeye karar vermisti. Cihad sirasinda sessiz sakin ve emirleri harfiyen yerine getiren biri olarak bilinirdi. Oldukca yardimseverdi. 20 Ocak 2000 tarihinde Grozny`de nobet tutarken bulundugu yere bir havan topunun isabet etmesiyle sehid dustu. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
6-) Samil (Istanbul)
Samil takma adli mucahid Cecenleri cok seven biriydi. Genelde arkadas grubu da Turklerden cok Cecenler`den olusmaktaydi. Bu kardesimiz 1994-96 savasinda da yer almisti. Davranislariyla herkesin sevgisini toplamisti ve herkesle iyi gecinirdi. 1999 Dagistan operasyonunda da aktif olarak gorev almisti. Henuz 25 yasindayken Kasim 1999`da Cecen topraklarinda sehid dustu. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
7-) Ali Riza Bayzan: (Bursa)
Ali Riza sehid oldugunda henuz 31 yasindaydi. Bursa`da yasayan esi o cihada geldiginde hamileydi ve ona cocugunu gormek nasip olmadi. Ali Riza 1994-96 savasinda Hattab`in grubuna katilip tecrube kazanmis bir mucahiddi. Genelde gorevi catismalarda silah tutmaktan cok kameramanlik yapmakti. 1994-96 savasi bitmeden once ailevi sebeplerden dolayi Turkiye`ye geri donmek zorunda kalmisti. Sonra da Afganistan`a giderek 2 aylik egitim almisti.
Maddi durumu cok iyi olmamasina ragmen Cecenistan`a cihada gitmek isteyen kardeslere elinden geldigince yardim ediyordu. Ali Riza ayni zamanda Islam ve cihad hakkinda cok guzel siirler yazmasiyla taninan bir mucahiddi. Ikinci savasin baslamasiyla beraber Cecenistan`a kosmustu ve bu kez sehadeti istiyordu. Cephedeyken oglunun oldugunu ogrenmisti, buna cok sevinmisti ama geri donup oglunu gormektense sehadete kadar Cecenistan`da kalmayi tercih etmisti.
2000 yilinda Rusya Grozny`i ele gecirdikten sonra mucahidler sehri terk ediyordu. Sehri terk ederken mayina basan Ali Riza burada sehid oldu. Cecenistan`la ilgili internette ve etrafta dolasan bir cok video onun kamerasiyla cekilmisti. Kendisi ayni zamanda ihlas haber ajansina da Cecenistan`dan haber tasiyan muhabirlerden biriydi. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
8-) Halil Ibrahim (Istanbul)
Halil Ibrahim`in gercek adi Salih Turan`di ve 28 yasindaydi. Evliydi ve 2 oglu bir de kizi vardi. Inanilmaz derecede cesur bir mucahid olmasiyla taninirdi. Hayati boyunca Islam`a hizmet etmek icin ugrasmisti. Onceden bahsi gecen sehidlerden Seyfullah`in arkadasiydi ve onun hidayetine vesile olmustu.
En basta Bosna`daki cihada gitmeyi denemisti ama bazi kisisel sebeplerden dolayi bunu iptal etmek zorunda kalmisti. 1995 yilinda bu kez Cecenistan`a gitmeyi denemisti ama yine basarisiz olmustu. 1996 yilina gelindiginde artik Cecenistan`a ayak basarak cihadina baslayabilirdi. 1996`dan sonra ilk savasin bitis tarihine kadar Cecenistan`da kaldi ve sonra da Turkiye`ye geri dondu. 1997 yilinda 6 ay boyunca Afganistan`da egitim aldi. 1999 yilinda umre ve hac vazifelerini yerine getirmisti. 1999 yilinda Dagistan`da cihad oldugunu duyunca hemen oraya kosmustu. Oradaki cihada yetismeyi basarmisti. Cihadda arkadaslarina yemek pisirmek dahil bir cok gorevi ustlenmekle beraber cephede de savaslara katilmisti.
Grozny savunmasinda gorevi Sniper olmakti. (Sniper kisaca durbunlu tufeklerle nokta atislar yapabilen ve gizlice uzaktan dusman askerlerini olduren askerlere deniyor.) Mucahidler Grozny`i terk ederken Yermolov kasabasindaki bir kopruden gecmek zorunda kalmisti. Bu kopru mayinlanmisti ve Halil Ibrahim burada yaralanmisti. Yaralanmasina aldirmadan yola devam etti. Yarali bir sekilde yoluna devam ederken Rus fuzelerine hedef oldu ve sehid dustu. Belki kurtarilabilirdi ama o anda mucahidlerin elindeki tibbi operasyon kabiliyeti cok dusuktu ve tibbi malzeme sorunu vardi. O da sehadete uctu.
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 12:26 am

9-) Ebu Ubeyde El-Yemeni (Yemen)
Gercek adi Zeki Muhammed Osman`di ve sehid oldugunda 26 yasindaydi. Evliydi ama cocugu yoktu. Cihadla tanismasi Bosna`da olmustu. 1995 yilinda Bosna`da catismalara katilmisti ama orada kullandigi ismi Ebu Ayman El-Yemeni`ydi. Bosna savasinda onemli rol oynayan “operasyon bedir” ve “mucize operasyonu”nda gorev almisti. Savasin sonunda Yemen`e donup bazi alimlerden Islam dersi almaya baslamisti.
1999 yilinda Dagistan`da catismalarin ciktigini duyunca hemen orada gitmisti. Gittiginde yaninda bir Yemenli arkadasi daha vardi ve o da 1999 yilinda Cecenistan`da sehid dusmustu. Ebu Cafer El-Yemeni`nin grubunda kendisine kucuk rutbeli bir komutanlik verilmisti. Grubuyla beraber Terek nehrinin civarinda Ruslar`a karsi onemli operasyonlar duzenleyip bazi darbeler indirmislerdi. Mucahidlerin Serzen Yurt savunmasinda da grubuyla beraber gorev almisti. Bu onun grubunun o ana kadar aldigi en tehlikeli gorevlerden biriydi ve bu kasabanin savunmasinda kendi grubundan bazi mucahidler sehid olmustu. Bu sehidler arasinda Cecenistan`a yaninda geldigi arkadasi da vardi. Mucahidler Ruslar`in havadan ve karadan yagdirdigi bombalara ve komandolariyla yaptiklari onlarca saldiri dalgasina karsi kasabayi 2 ay boyunca savunmuslardi ve Ruslar yuzlerce asker kaybetmisti. Mucahidler Serzen Yurt`dan cikinca Ebu Ubeyde`nin grubuna Khartoni kasabasi verilmisti. Artik burasi savunulacak yeni destanlar yazilacakti.
Surpriz bir sekilde daha mucahidler Khartoni`a vardigi gece Ruslar bu kasabaya buyuk bir saldiri duzenlemisti. Gece vakti tanklarin ve helikopterlerin destegiyle kasabaya girmeye calisan Rus komandolarla sabaha kadar surecek bir catisma baslamisti. Catismada mucahidlerden ucu sehid olmustu ama Ruslar da cok agir kayiplar vererek geri cekilmek zorunda kalmisti. Ruslar geri cekildikten sonra onlardan bazi kamyon ve tanklar ganimet olarak alinmisti. Ruslar henuz fazla uzaklasmamisti ama Ebu Ubeyde onlarin uzaklastigini dusunerek gecen geceden kalma yaralilari baska bir kasabaya tasimaya karar vermisti. Yaralilardan birini ganimet olarak alinan kamyonun arkasina koyup kasabadan cikaracakti ama onu farkeden Ruslar kamyonuna ates acmisti. Boynundan mermi yiyen Ebu Ubeyde bir saat sonra fazla kan kaybindan sehid olmustu.
Kendisi cok durust ve ahlakli bir mucahid olarak biliniyordu. Cecenistan`a girdiginde bir daha cikmayacagina dair yemin etmisti ve gercekten canini Cecenistan`da verdi. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
10-) Havva Barayev:
Bütün müslümanlara!
Çeçenistan'daki kardes ve bacilarina yardim görevlerini hakkiyla yerine getiremeyenlere,
Müslümanlar Çeçenistanda ve dünyanin diger bölgelerinde katledilirken kendileri dünyaya dalanlara...
Son sözleri "Ne yaptigimi biliyorum. Cennetin bir bedeli var ve insaallah bu bir bedel olarak sayilir" olan henüz 20 yasina bile girmemis, genç ve tesettürlü bir müslüman bacinizin mesajina kulak verin.
Havva Barayev içi patlayici dolu bir kamyonu Alkan Kala'nin sokaklari arasindan geçirerek Rus özel birliklerinin binalarina dogru sürdü. Ruslar O'nu durdurabilmek için mermi yagmuruna tutsalar da, ALLAH (C.C.) (C.C) O'nun mesajini iletebilmesini ve zafere ulasmasini takdir etmisti bir kere. Giristen geçip arabasini ana kumanda binasina dogru sürdü. Ve binaya çok büyük hasar veren patlama gerçeklesti.
Toz ve duman dindikten sonra birçogu kidemli olmak üzere en az 30 Rus askerinin öldügü anlasildi. Özel
birliklerin kullandigi bina çok büyük bir hasar almisti. Müslüman kadin savaçi Rus birliginin kalbi olan merkeze hançerini saplarken binlerce kisiden olusan Rus ordusu hadiseyi çaresizce izlemekten baska birsey yapamadi.
Binada meydana gelen agir hasar ve patlama sonrasi binayi çevreleyen panik içindeki Rus askerleri kayiplarin çok az oldugunu söyleyen Rus bildirilerini yalanliyordu.
Havva bacimizin hayatini ALLAH (C.C.) (C.C) yolunda feda etmesi sadece Çeçenistan’daki degil Dünya’nin her tarafindaki kafirlere, Müslamanlarin onlarin zorbaliklarina asla boyun egmeyecegi uyarisidir. Bu uyari ayrica Müslüman kadinlara ve çocuklara karsi isledikleri suçlarin hesabini hiç vermeyeceklerini sananlaradir. Havva Barayev ALLAH (C.C.)'in (C.C) düsmanlarina bunlarin hepsinin hesabini vereceklerini ögretmistir. Havva Barayev ALLAH (C.C.)'in (C.C) düsmanlarina Islam ümmetinin geçmiste oldugu gibi bugünde ve gelecekte de Mücahidler yetistirecek annelere ve Müslümanlarin onurunu koruyacak kadin ve erkeklere sahip oldugunu ögretmistir.
Evlerinde rahat içinde yasayan Müslümanlar acaba Havva Barayev'in dünyaya verdigi dersten nasiplerini
almislar midir? O'nun gösterdigi bu büyük fedakarlik ve sarsilmaz iman örnegini takip edecek misiniz? Çeçenistan’daki kardes ve bacilarinizi her sartta güçlerinizle, politik ve finansal olarak destekleyecek misiniz? En azindan Onlari dualarinizda hatirlayacak misiniz?

Bu operasyon Mücahidlerin Çeçenistandaki Rus isgalini ortadan kaldirmak için verdikleri mücadeleye yeni bir boyut kazandirmistir. ALLAH (C.C.) (C.C) böyle operasyonlarin sayisini ve kapsamini arttirsin ve Sehid Havva bacimiza sonsuz merhametiyle merhamet etsin. Yalniz ALLAH (C.C.)'a (C.C) dua edip yalniz O'ndan diliyoruz. O merhameti en yüce olandir.
Bu operasyonun haberinin yayilmasindan kisa bir süre sonra Kumandan Ramazan Ahmedov'un yorumu: "Bundan sonra evlerinde hiçbir sey yapmadan oturan Çeçen erkekleri artik eslerinin yüzlerine bile bakamaz, ALLAH (C.C.) (C.C) Havva bacimiza merhamet etsin" seklinde oldu.
Havva Bareyev Çeçenistanda bu tür bir operasyon düzenleyen ilk kadin oldu. Ama ilk sehit olan bacimiz O degil. Korkak Ruslar`in elinde sehit olan birçok bacimiz var fakat Havva bacimiz önemli bir misal olmustur. O sadece büyük kuzeni harika kumandan Arbi Barayev'in adimlarini takip etmekle kalmamis ayni zamanda Mücahidlerin ALLAH (C.C.) (C.C) adina yasamak, savasmak ve ölmek kararliligini pekistirmistir.
ALLAH (C.C.) (C.C) Çeçenistandaki Mücahidlere zafer ihsan eylesin ve Onlara cennetin en yüksek makamlarini nasip etsin. Havva bacimizida bu sehitler arasina kabul buyursun. Amin.
"Ne yaptigimi biliyorum. Cennetin bir bedeli var ve insaallah bu bir bedel olarak sayilir." Havva Barayev, Tesettürün Kilici.11-) Ebu Talha:
Shatoi`nin 15 km uzaginda olan Duba Yurt kasabasinda bir grup mucahid konuslanmisti ve buradan Ruslar`a karsi kucuk operasyonlar yapmaktaydilar. Bir gun kasabanin girisini 2 koldan tutmuslardi ve Ruslar`a pusu kurmuslardi. Catisma cikmis ve sonunda 2 Rus tanki iclerindeki tum askerlerle beraber imha edilmisti.
Bu basarili operasyonda mucahidler de bir sehid vermisti. O sehid Ebu Talha`ydi. Ebu Talha diger tum mucahidlerin sipere yattigi bir anda digerlerinin uyarisini dinlemeyerek RPG`yi (tanksavar) omzuna alip ayaga kalkmisti. O artik Ruslar icin gorunen bir hedefti. RPG`yi atesleyip tanklardan birini imha etmisti ki o sirada Ruslar onun uzerine mermi yagdiriyordu. Bu cesur kardesimiz gogsunden aldigi mermilerle yere yigilmisti ama bir tanki da icindeki tum askerlerle tamamen imha etmisti. Kendisi cennete giderken bir atista yaninda 8 Rus askerini cehenneme tasimisti.
12-)Ebu Abbas El-Kuveyti
Kuveyt'te dogmustu ve 23 yasindayken Çeçenya'daki cihadi duyup gelmisti buraya.Kisa sürede arkadaslariyla kaynasmisti ve çok sevilen biri olmustu mücahidler arasinda.100 kadar mücahid Ruslar'a karsi Sherzen Yurt kasabasinda direnise geçmisti.Ruslar ise kasabayi alabilmek için vargüçleriyle saldiriyorlardi. Grozny'i yeni alan Ruslar diger köylere ve kasabalara yönelmisti.Bu kasabayi almak için 2 aydan fazla mücadele veren Ruslar yine de hakimiyeti mücahidlere kaptirmisti.Kasabayi savunan mücahidlerde kasabanin hemen girisinde 15 kadar mücahid vardi.Ruslar bu ilk hatti uzun süre yaramamislardi.Daha sonra Ruslar havadan ve karadan çok yogun bir bombardimana baslamisti.Mücahidlerin tükenen cephaneleri ve bu agir bombardiman onlari 2 aylik bir direnisin ardindan geri çekilmek zorunda birakmisti.Rus kusatmasini kayip vermeden yaran mücahidler Khatni kasabasina ulastilar.Tabii bunu haber alan Ruslar bölgeye büyük kuvvetler sevk etmistiler.Mücahidler siperlerine geçip Ruslar'la çatismaya girmislerdi.Iste o noktada siperinden dogrulan Ebu Abbas makineli tüfekle karsidan kendilerine dogru yaklasan tanklarin üzerine ates açmaya baslamisti.Onu diger mücahidler takib ettiler.Tanklar mücahidlerin yerlerini tespit edince onlarin siperlerine yogun bir bombardiman basladi.O sirada siperlerine çekilen mücahidlerin aksine Ebu Abbas hâla ayaktaydi ve makinelisiyle Ruslar'a ölüm saçiyordu.Fakat kisa bir süre sonra isabet alip sehidler kervanin katilmisti.Tarihler 14 Subat 2000'i gösteriyordu.Kendisinden sadece 3 gün sonra en iyi arkadasi olan Khallad Al Madani de arkadasinin pesinden sehidler kervanina katiliyordu.Khallad Al Madani Çeçenya'ya cihada geldiginde burada bir bayanla evlenmisti.17 subat gecesi evinde dinlenirken isabet eden bir füze evini yerle bir etmisti ve Khallad füzeyle beraber cennete uçmustu.Khallad'in en iyi arkadaslari Ebu Habeeb An-Najdi,Ebu Ubeyde (Yemen), Ebu-Abbas (Kuveyt) idi.Bu 4 arkadas birbirlerinden hiçbir zaman ayrilmazdilar ve birer kardes gibiydiler.Sehadetlerinin beraber olmasi için hep dua ederlerdi.Sehadetleri ayni anda olmamisti ama birkaç gün arayla hepsi sehidler kervanina katilmisti.

13-)Mesud El Benin
Mesud Fransa'da dogmustu ve ailesi müslüman degildi.Daha sonra üniversite için Ingiltere'ye gitmisti.Orada çok merak ettigi Islam'i da arastiran Mesud bu dini ögrenmeye ve benimsemeye baslamisti.Daha sonra cihada merak saldi.Bazi arkadaslari vesilesiyle cihad konusunda çok sey ögrenmisti.Afganistan'a gidip askeri egitim almaya karar verdi.Daha müslüman olali bir yil bile olmamisti ve kendini Çeçenya'nin daglarinda buldu.Çeçenya'ya ilk geldiginde 1994-96 cihadi bitmek üzereydi.O da savastan sonra Çeçenya'ya büyük hizmetlerde bulunmustu.Avrupa'da gördügü tahsil onun çok isine yaramisti ve bilgisayar konusunda insanlara egitim vermeye baslamisti.
Savas bittikten sonra Çeçenya'dan ülkelerine dönen birçok mücahidin aksine o bu müslüman ülkede kalip biraz daha hizmet vermek istiyordu.Aslinda bu karari Çeçenya'dan ayrilmadan 1 saat kadar önce vermisti.Daha sonra Çeçenya'ya epeyce hizmet veren Mesud 1999'da baslayan savasta da birçok görev almisti.Özellikle kameraya alinan çatisma görüntülerini hazirlayip editörlük yapmasi sayesinde bir çok insan bu cihaddan görüntüler izleme olanagi bulmustu.Savas sirasinda onlarca Rus askerini öldürdügü ve çok iyi bir savasçi oldugu da biliniyordu.Kendisini kisa zamanda her alanda gelistirmisti.(Savasmada-Arapça konusmada-Islam'da-KUR'AN'da ve her alanda gelistirmisti kendini) Subat 2000'deki Duba Yurt-Shatoi çatismalarinda bir havan topu ile ayagindan yaralaniyordu.Yarasi agirdi ve Çeçenya'nin disinda tedavi edilmesi gerekiyordu.O gün mücahidlerden 2 kisi daha yaralanmisti.Yaralilar bir askeri kamyona konularak götürülüyordu.Ilk kontrol noktasini rüsvet vererek geçen mücahidler ikinci kontrol noktasinda yakayi ele veriyorlardi.Kamyonu süren mücahid yakalanirken arkada kasada bulunan diger 3 yarali mücahid Ruslar'a teslim olmaktansa onlarla çatismaya girdiler.Sonunda 3'ü de sehid oluyordu fakat çok sayida Rus'u da yanlarinda götürüyorlardi.


14-)Hunkpas As Ceceni
Hunkpas komutan Hattab'in emrinde savasmaktaydi.Mücahidler Hattab'in liderliginde bir köye dinlenmek için girmislerdi.9 kisilik bir grupla yola çikan mücahidler daha sonra köye Ruslar'in yaklastigini ve arama yapacaklarini ögrenince köyü bir süreligine terk etmislerdi.Mücahidlerin aldigi istihbarata göre Ruslar bu köyde birkaç gün kalip mücahid avina çikacaklardi.Ruslar ulasmadan tüm mücahidler köyü terk etmislerdi.5 gün boyunca köyün hemen disinda saklanmak zorunda kalan mücahidler Ruslar'in gitmesini bekliyorlardi.O sirada Ruslar'a karsi direnis gösterecek kadar yeterli sayida olmayan mücahidlerin beklemekten baska çaresi yoktu.Bir sonraki gün Ruslar mücahidlerin saklandigi alani aramaya baslamisti.Mücahidler bunu önceden beklemiyorlarsa da Ruslar'in yaklastigini görür görmez ormanin derinliklerine sizmislardi.Bir süre ormanin içinde bekleyen mücahidler ne olup bittigini ögrenmek için gözcü yollayacaklardi.Gözcü olarak seçilen Hunkpas As Ceceni yola çikmisti.Fakat hiçbir zaman geri gelemeyecekti......(Ruslar onu fark edip makineli tüfekle öldürmüslerdi....Haziran 2000)

avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 12:27 am

15-)Ebu Malik El-Kahtari
2000 yilinin haziran ayiydi.Mücahidlerin kamp yaptigi ormanlik alan Ruslar tarafindan gece boyunca bombalanmisti.Sabah oldugunda mücahidler 1 sehid vermislerdi bu bombardimanda.Daha fazla kayip vermemek için mücahidler harekete geçmek zorundaydi.Daha sonra ormana bagli bir vadiden Ruslar'la çatisma haberi gelmisti.Bir baska mücahid birligi Ruslar'i pusuya düsürüp saldirmislardi.Ormanda kalan mücahidler de vadiye dogru harekete geçeceklerdi böylece hem Ruslar'a darbe indireceklerdi hem de sürekli bombalanan bu ormandan kurtulacaklardi.Bazi mücahidlerde el bombasi atan pistoller vardi.Bazilarinda ise hafif silahlar vardi.Kayip vermemek için dikkatli dizilmek zorunda olan mücahidler silahlarina göre diziliyorlardi.Fakat elinde hafif silah olmasina ragmen israrla en ön safta olmak isteyen biri vardi.Ebu Malik.... Mücahidler ormanin disina dogru ilerlerken aniden heyecanlanarak yerinden firlamisti Ebu Malik.Kimse anlam verememisti bu harekete.Tüm mücahidler saflar halinde ilerlerken o en ön safin da 20 metre kadar önünde tek basina gidiyordu.Gittikçe hizlaniyordu.Mücahidler ilerlerken ileriye sürekli ates ediyorlardi.Ormanin sonu yaklasirken mücahidler Ruslar'in geri çekildigini fark etmislerdi.Mücahidler ormanda biraz daha ilerleyince aslinda Ruslar'in kendilerine tuzak kurdugunu anlamislardi.Daha sonra mücahidlerin üzerine el bombasi ve mermi yagmaya basladi.Çok iyi siper alan mücahidler o ana kadar ciddi bir kayip vermemislerdi.Çatismayi Ruslar baslatsa da kayiplari da onlar veriyorlardi.Çatisma bittiginde mücahidler Ruslari geri püskürtmüslerdi fakat çatismanin geçtigi yerin biraz ilerisinde bir irmagin kenarinda Ebu Malik sehid olmus bir sekilde yatiyordu.Karnina giren mermi desip geçmisti ve kendisi de cennete kanatlanmisti....

16-) Salman Raduyev:
Cecenistan`in Gudermes kentinde dogmustu. Kendisi Cehar Dudayev`in kiziyla evliydi. Cecenistan kurulmadan once insaat muhendisi olarak Rus ordusunda gorev aliyordu. Cecenistan`da savas cikinca burada kendi grubunu kurdu. Grubunun ismi Yalniz Kurtlar`di. Grubu yaklasik 300 mucahidden olusuyordu ve Cecenistan`in en taninan gruplarindan biriydi. Basta Kizilyar olmak uzere sayisiz operasyon ile muslumanlarin sevgisini kafirlerin nefretini kazanmisti.
2000 yilinda kafasini siyiran bir mermi sagligini etkileyince emekli olmustu. Gudermeste yasadigi koydeki evde saklanirken hain Cecenler`den biri onu ihbar etti ve Ruslar kendisini tutukladilar. Alcakca ve basit bir sekilde kendisini tutuklayan Ruslar medyaya sanki onu ozel bir operasyonda savasarak ele gecirmisler gibi propoganda yapiyordu. Kendisini omur boyu hapse ilan ettiler ama hapiste bir gardiyan tarafindan iskenceler altinda olduruldu. Su an sehidler kervanina katilmis durumda. ALLAH (C.C.) sehadetini kabul etsin.
Mermileri,bombaları güle çeviren ölümsüzlük laleleri...
Şehadet aşıklarının aziz öğretmenleri,cihadın korkusuz savaşçıları
Ölümü diriliş ve direnişe çeviren yiğit kahramanlar.
Toprağa döktüğünüz kanın her damlası yüzlerce çiçek açtı.
Laleler,güller,sümbüller yeşerdi bu çorak topraklarda.
Allah'ın (C.C.) onları rahmetinle sevindir.

1969 yılında G.afrikada şehid olan abdullah haruna'a selam olsun
1935 yılında filistinde şehid olan izzettin el kassam'a selam olsun
1954 yılında mısırda şehid olan abdulkadir udeh'e selam olsun
1949 yılında mısırda şehid olan hasan el benna'ya selam olsun
1966 yılında mısırda şehid olan abdullah fettah ismail'e selam olsun
1982 yılında mısırda şehid olan halit el islambuli'ye selam olsun
1966 yılında mısırda şehid olan seyyid kutub'a selam olsun
1989 yılında afganistanda şehid olan dr. abdullah azzam'a selam olsun
1992 yılında lübnanda şehid olan abbas musavi'ye selam olsun
1981 yılında iranda şehid olan m.hüseyin beheştiye selam olsun
1978 yılında iranda şehid olan murtaza mutahhari'ye selam olsun
1977 yılında londrada şehid olan ali şeriatiye selam olsun
1996 yılında filistinde şehid olan yahya ayyaş'a selam olsun
filistinde şehid olan hamas üyesi muhyiddin şerif'e selam olsun
1995 yılında maltada şehid olan fethi şekaki'ye selam olsun
1996 yılında çeçenistanda şehid olan cevher dudayeve selam olsun
1979 yılında istanbul/fatihde şehid olan metin yüksele selam olsun
1993 yılında istanbul/sanayi mah.nde şehid olan abdurrahman battal'a selam olsun
1979 yılında istanbul/sanayi mah. şehid olan mustafa sevim'e selam olsun
1978 yılında bursada şehid olan ahmet aktaş'a selam olsun
1969 yılında istanbulda şehid olan mustafa bilgi'ye selam olsun
1978 yılında edirnede şehid olan erdoğan tuna'ya selam olsun
1978 yılında istanbul/sanayi mah.nde şehid olan salih kara'ya selamolsun
1978 yılında istanbul/çeliktepede şehid olan gürsel kabadayı'ya selam olsun
1980 yılında istanbulda şehid olan sedat yenigün'e selam olsun
1985 yılında çanakkalede şehid olan şeyhmus durgun'a selam olsun
1987 yılında ankara/mamakda şehid olan hüseyin karamahmutoğluna selamolsun
1993 yılında istanbulda şehid olan mevlüt demir'e selam olsun
1987 yılında afganistanda şehid olan bilal yaldızcı'ya selam olsun
1988 yılında afganistanda şehid olan tekiner tayfur'a selam olsun
1994 yılında tacikistanda şehid olan fuat çağlar'a selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan selami yurdan'a selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan abdulmetin çakmak'a selam olsun
1993 yılında bosnada şehid olan ali pınarbaşı'na selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan çanakkaleli yusuf'a selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan edip sadioğlu'na selam olsun
1993 yılında bosnada şehid olan ilhan atlı'ya selam olsun
1993 yılında bosnada şehid olan muammer aslantaş'a selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan renda tosuner'e selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan said başer'e selam olsun
1992 yılında bosnada şehid olan güven zengin'e selam olsun
1998 yılında konyada şehid olan Filiz Beyaz'a selam olsun
1998 yılında konyada şehid olan ünal eskici'ye selam olsun
1998 yılında konyada şehid olan ibrahim kes'e selam olsun
1996 yılında ogadinde şehid olan atilla saltan'a selam olsun
1996 yılında ogadinde şehid olan ersoy tekin'e selam olsun
1996 yılında ogadinde şehid olan nurettin cingöz'e selam olsun
2000 yılında keşmirde şehid olan berat çokgezer'e selam olsun
1997 yılında keşmirde şehid olan serkan coşkun'a selam olsun
2000 yılında keşmirde şehid olan hasan örnek'e selam olsun
1999 yılında çeçenistanda şehid olan faruk elçili'ye selam olsun
2000 yılında çeçenistanda şehid olan melih elçili'ye selam olsun
çeçenistanda şehid olan ali rıza bayzan'a selam olsun
1999 yılında çeçenistanda şehid olan salih turan'a selam olsun
1999 yılında çeçenistanda şehid olan hüseyin enver'e selam olsun
çeçenistanda şehid olan mehmet öğüt'e selam olsun
1999 yılında çeçenistanda şehid olan saim kaplan'a selam olsun
2000 yılında çeçenistanda şehid olan saim karakuş'a selam olsun
1999 yılında çeçenistanda şehid olan murat konukçu'ya selam olsun
2001 yılında çeçenistanda şehid olan bülent tuna'ya selam olsun
2000 yılında çeçenistanda şehid olan furkan nergiz'e selam olsun
2002 yılında çeçenistanda şehid olan -İbn'ül HATTAB'a selam olsun
21 aralık1996 yılında ogadinde şehid edilen zayd gökhan süfürler'e selam olsun
09 ağusto1996 yılında ogadinde şehid edilen ismail öztürk'e selam olsun
11 temmuz 1997 yılında keşmirde şehid edilen osman öztürk'e selam olsun
10 temmuz 2001 yılında hain bir pusu sonucu moskoflar tarafından çeçenistanda şehid edilen Halit Uğur Çakmak'a selam olsun
İnşaallah onlar şehid oldu.
ALLAH (C.C.) onlardan ve onların izinden gidenlerden razı olsun.
Rabbim bizi onların şefaatine nail eyle.
Ya Rahman ve Rahim olan ALLAH (C.C.) bize şehadetle sonuçlanan bir ölüm nasib et. AMİN.....
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ...

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz