ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ3

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ3

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 12:49 am

Faruk Elçili... Şehid Melih Elçili'nin abisi olan Faruk, cahiliye yaşantısı esnasında kardeşinin hidayete erip cihada katılmasından etkilenerek İslam'a girdi.

Şehidi kardeşi Melih şöyle anlatıyor;

"Benim yaşantım abimi etkilemişti. Fakat o bazı alışkanlıklarını bırakmakta zorlandı. Bu süreçte bana hep destek oldu. Daha sonra ingiltere' ye gidip orada çalışmaya başladı. Orada müslüman kardeşlerimizle buluşup görüşmesinden sonra görüşmemizde İslam'ı yaşamak istediğini,tağuti sistemler ve çarklar içerisinde öğütülmek istemediğini söyledi. Bir süre sonrada cihada katılmak istediğini bana iletti.

Ben ona kararlı olmasını ve ALLAH (C.C.) için Cihadı istemesini söledim. Birlikte eğitim gördük, güzel anılar yaşadık. Cahili yaşantısını tamamen terk etti.

Daha sonra operasyona katıldık. Bu operasyonda kamera kullanıyordu. Operasyonun ilk günü görüşme imkanı bulduk. Operasyonun 1. haftasında şehid olduğu haberi geldi. Yanında olan kardeşin anlattığı sabah namazından sonra rusların ateş etmeye başladığını söylediler. Faruk kamera ile çekim yapmaya başlamış. Bir ara kamerayı bırakıp silah ile ateş etmeye başlamış. Bu sırada Ruslar Kanas ile abimi vumuşlar. Vurulduğunda yanında olan arkadaşımız tekbir getirdiğini söledi.

Ağabeyimin şehadet haberi geldiğinde tekbir getirdim ve yanımda bulunan kardeşlerimle birbirimize sarıldık. Fıtri olarak insan üzülüyor kardeşinden ayrılmaya. Ama O'nun şehidlerle, peygamberlerle birlikte olduğunu düşünmek beni mutlu ediyor.İnşallah rabbim bana da nasip eder."

Melih kardeşimiz de, abisinin şehadetinden 3 ay sonra şehidler kervanına katıldı. ALLAH (C.C.) iki kardeşimizi de hayırla mükafalandırsın.

RABBİM ŞEHADETİ KABUL EYLESİN


Şehid Melih Elçili

"Türkiye'de ben müslümanım deyip de cihadı düşünmüyorum diyen kardeşlere büyük gaflette olduklarını belirtmek zorundayım. Müslümanların bu zor dönemlerinde cihadı düşünmek zorundalar. Yattıklarında kalktıklarında ve yediklerinde mücahidleri hatırlarında tutmaya mecburlar."- Melih Elçili-

1972 İzmit doğumlu. Anne ve babası ayrı idi. Teyzesinin yanında büyüdü. Gemilerde çalışıyordu ve uzun seyehatlere çıkardı. 1995 yılında İslam'la tanıştı. İslam dinini araştırmaya, KUR'AN ve Hadis okumaya başladı. Ağustos ayında Bosna Cihadına katılmak için yola koyuldu. Bosna'da 6 ay kaldıktan sonra savaşın bitmesi ile Türkiye'ye geldi.

1999 yılının Mart ayında Çeçenistan'a gitti. Kendisini burada iyice yetiştirdi. Verilen emirlere harfiyen uyardı. Ekim ayında ağabeyi Faruk Elçili'de İngiltere'den gelip Çeçen Cihadına katıldı. Beraber Dağıstan operasyonuna katıldılar.

Ağabeyi Faruk, hidayetinin 2.ayında şehid düştü.

Çeçen mücahidler 2000 yılında Grozni kuşatmasından sonra Şatoy bölgesine sığınmışlardı. Komutanlar kuşatmayı yarma kararı aldılar. Bunun için önde gidecek beş kişi belirlendi. Bunlardan biri Melih'di. O, bu karara çok sevinmişti. ALLAH (C.C.) için yapılan işlerde önde olmayı severdi. Mücahid kardeşleri ile vedalaşarak yanlarından ayrıldı.

Yola çıktıktan bir süre sonra çatışma başladı. Aradan 15 dakika geçmişti ki Melih hafif şekilde yaralandı. Bir kaç dakika sonra ise yanına düşen bir havan topu sebebi ile 2 ayağı birden koptu.

Kuşatma yarılmış ve mücahidler dağlara doğru çekilmeye başlamıştı. Melih'i bir battaniyeye koyan arkadaşları onu taşımaya başladılar. Tıbbi yetersizlikten dolayı yaralarına müdahale edilememişti.

Gece karanlığında fener bile kullanmadan ilerleyen mücahidler bir anda etrafa yayılan güzel kokunun sahibini aramaya başladılar. Herkes birbirine bu kokunun sahibini soruyordu. Daha sonra Melih'i taşıyan kardeşlerinden birinin aklına Melih geldi. ALLAH (C.C.) bazı şehidlere güzel bir koku verdiğini duymuşlardı. Fenerin birini yakıp Melih'in yüzüne tuttular ve Melihin gülümseyen yüzü ile karşılaştılar. Kokunun sahibini bulmuşlardı. Mücahidlerin hepsi bu ibretlik manzara karşısında Rablerine hamd ve tesbihte bulundular.

Melih kardeşimizin ceseti, işgalci Rus kafirlerinin yoğun takibi ve bombardımanı yüzünden defnedilemeden bir ağaç altına bırakıldı. Melih kardeşleriyle bir sohbet esnasında cesedinin kardeşlerine yük olmaması için dua etmişti. Çeçen cihadı boyunca defnedilemeyen tek şehid Melih kardeşimiz oldu. Rabbim onun şehadetini kabul etsin.



RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN
Şehid Furkan Nergis

Eşi Furkan’ı (Ebu Musab’ı) Anlatıyor :

“Onun için hiç bir şeyin ortası yoktu. Bir şey onun için ya vardı ya yok, ya doğruydu ya yanlış, ya severdi ya nefret ederdi. Bu cahilliye dönemindeyken de böyleydi. Hidayetinden sonraysa artık onun için bir şey ya hak ya da batıldı; öyle iman etmişti...

Birçok fikir kitabı okumuş, şehadetinden önceyse adeta Kur´an aşığı olmuştu. Sevdiğini ALLAH (C.C.) için sever kızdığına da yine Onun için kızardı. Dosdoğru bir insandı. Cahiliyesinde bile özü sözü doğru bir insandı. Hiç bir zaman yalan söylediğini işitmedim. Çok değişik bir sevgi anlayışı vardı. Hiç kimseyle dalga geçmez,(hani gençlik döneminde olur ya kiminin kaşıyla kiminin gözüyle, boyuyla.)yaratılanı hoş gör Yaratandan ötürü derdi.

Yaşlılara karşı özel bir merhameti vardı. Onlara yardım etmeyi, hatta onlarla konuşmayı bile çok severdi ve bir gün bizde böyle olacağız derdi.

Çok değişik bir sevgi anlayışı vardı; ama bundan nasibini alamayan tek kavim yahudilerdi. Çünkü onlara karsı bir zerre kadar bile merhameti yoktu. Onlarla savaşmalıyız diyordu. İnandığı gibi yaşadı, yanar döner olmayı hiç bir zaman beceremedi.

Siyaset yapmadı, yapamazdı. Kanımca bu fıtratına tersti. Sevgisi de nefreti de en uçlardaydı. Ya severdi ya nefret ederdi. Yazının başında da belirttiğim gibi tek cümleyle “Onun için hiç bir şeyin ortası yoktu. Bir şey ya vardır ya yoktur.”

İyi bir eş, iyi bir babaydı. Çocuklarına karşı ilgili ve alakalıydı. Çocuklarına iyi bir Müslüman olmanın temellerini atma gayretindeydi. Onlara doğruluğu dürüstlüğü küçük yaşta aşılamaya çalıştı. Çocuk eğitiminde çok özenliydi. Yapılan bir yanlışa hemen müdahale ederdi ki çocuk ona alışmasın diye...

Mesela bir gün dedesini ziyaretimiz sıra da Musab (büyük oğlu) dedesini öpmeyince dedesi ona “öp ki şeker vereyim” demişti. Bunun üzerine Furkan “Çocuğu bu yaşta rüşvete alıştırmayın, şunu şöyle yaparsan bunu böyle yaparız demeyin.” demiş ve onları uyarmıştı.

Son dönemlerde biraz sıkıntılı ve sinirliydi. Sebebi belki hayat şartları, geçim sıkıntısı olabilir. Bilirsiniz her çiçek ortamında güzeldir ve size güzel kokular verir. Onun ortamı cihad meydanlarıydı. Kendiside öyle söylerdi. “Ben henüz açmadım yerimi ve zamanımı bekliyorum” derdi. Tam bir şehadet sevdalısıydı. Okul yıllarındayken bile hayali savaş pilotu olup şehid olmaktı.

Biz ondan razıydık; dilerim Rabbimiz de ondan razıdır. Rabbim şehadetini kabul etsin. Onun gibi bir insanin eşi olmakla beni şereflendirdiği için Rabbime hamd olsun. Verdiği bütün nimetler için, elhamdulillahirabbilalemin.

Şehadeti :

Rusların Grozni bombalaması esnasında, abdest almaya hazırlanırken yaralandı. Mücahidler imkanları ölçüsünde yarasına müdahale ettiler ve kendisini bırakmadan omuzlarda taşıyarak yollarına devam ettiler. Uzun bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra, durumunun daha kötü olmaması için, uygun bir yerde çeşitli yerlerinden yaralanmış mücahitlerle beraber bir mağaraya yerleştirildiler. Amaç, ortalık sakinleşinceye kadar burada kalmaları ve sonra köylüler vasıtasıyla doktor kontrolüne kavuşmasıydı. Mağara etrafında ki köylerden 2 çoban bu mağarada kalan mücahidlere her gün yemek taşıyor ve ihtiyaçlarını karşılıyordu. Bir müddet bu şekilde devam ettikten sonra yardım taşıyan çobanlar münafıklar tarafından ihbar edildiler. Ve Ruslar bu kişilere işkence yaparak mağarada kimlerin kaldığını ve kaç kişi olduklarını öğendiler.

Ama Rus zalimleri o kadar korkak ki mağarada ki mücahidlere operasyon yapmaktan çekindiler. Mağaraya yaklaşmaktan çekinen alçaklar, uzaktan mağarayı bombardımana tuttular. Ağır silahlarla mağaraya uzaktan bomba yağdırdılar. Ve içlerinde Furkan (Ebu Musab) kardeşimizin de olduğu mücahidleri şehid ettiler.


RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ3

Mesaj tarafından 'secdé- Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 4:40 am

hepsinin hayatı çok güzel hepsi islamı çok güzel şekilde yaşayan hayırlı insanlar
hayırlı bi şekldede ölümleri olmuş Rabbim hepimizi hayırlı bi şeklde ölmemizi nasip eylesn
ALLAH (C.C.) razı olsn abim
avatar
'secdé-
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 3215
Kayıt tarihi : 21/05/09
Yaş : 27
Nerden : İstanbuldan katılıyorum yarışmacı arkdaslara baaşarılar dilermm xD

http://ilahiask.forumzen.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ3

Mesaj tarafından *LİVÂÜ'L-HAMD* Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 8:13 am

CENAB-I ZÜLCELAL (C.C) KUR'AN-ı Mübinde buyuruyor ki:

"Öyleyse, dünya hayatına karşılık ahireti satın alanlar, ALLAH (C.C.) yolunda savaşsınlar. Kim ALLAH (C.C.) yolunda savaşırsa ister ölsün ister galip gelsin. Biz ona büyük bir ödül vereceğiz."(4/74)

RABBİM (C.C) şehadetlerini kabul eylesin.AMİNNN...







avatar
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1840
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 108
Nerden : İSTANBUL

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİTLERİ3

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz