ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek

ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 1:13 am

Şehid Murat Konukçu

Şehadeti: 10 Ağustos 1999 Dağıstan

1974 yılında Eskişehir’de doğdu. Babasının işi nedeniyle İzmit’in Karamürsel ilçesine yerleştiler. Çocukluğu ve okul dönemi burada geçti. 1992 yılında Karamürsel İmam Hatip Lisesinden mezun oldu. Daha sonra Ahadolu Üniversitesi Sosyoloji Bölümünü kazandı.

Lise yıllarında başlayan İslami Mücadelesi, üniversite yıllarında daha bir olgunluk kazanmaya başladı. Bosna savaşının başlaması ile birlikte eğitimine ara vererek 1995 yılında Bosnaya gitti. Yaklaşık 5 ay savaştıktan sonra, savaşın durması ile birlikte, Türkiye'ye döndü. Bosna'da şehid düşen arkadaşlarını anlatırken, kendisine nasib olmadığı için hayıflanırdı.

Aklından hep Ogadin, Keşmir, Filistin geçiyordu. Çeçenistan’da Şamil Basayev’in bağımsız bir kampının olduğunu öğrenince, 1998 yılının başında Çeçenistan’a gitti.

Bir süre eğitim gördükten sonra, kampa yardım toplamak üzere Türkiye’ye geldi. Şehir, şehir dolaşarak şahsi dostlukları bulunan esnaflardan yardım toplayarak, bu kampa götürdü. Bu faaliyetlerine 1 yıl kadar devam etti.

23 Haziran 1999 tarihinde ailesiyle vedalaşarak Çeçenistan’ın yolunu tuttu. Bu gidiş farklıydı. Yardımları götürmek gayesiyle gidiyordu. Ayrıca bir operasyonun yapılacağından haberi vardı. Şehid olması için yakınlarından dua etmelerini istiyordu. Operasyondan bir hafta önce, Çeçenistan’dan annesini arayarak helallik istedi.

Dağıstan’ın Rus işgalinden kurtulması için verilen mücadelede Türkiye'den giden müslümanlardan ilk şehidler verildi: Murat Konukçu (Cüheyman) , Cemil (Ebu Zeynep) ve Avrupadan iki kardeş birlikte gelen ve büyüğü olan Faruk. Faruk, henüz 3 aydır İslamî bilince ulaşmış bir müslüman olduğunu öğrendik. Kardeşi Fatih, daha sonra şehadete ulaşacaktı. Fatih, Bosna Cihadına da katılıp, büyük başarılar göstermişti.

Murat Konukçu, Bosna cephesine gitmeden önce, yazmış olduğu bir şiirinde duygularını şöyle ifade ediyordu.

"Dağlardır benim yuvam, sılamdır dağlar
Sılaya vuslatı özlerim
Kanım kaynar, çeker beni, çağırır kendine
Ebedî yuvaya dağlar
Haksızlık karşısında Ammar gibi kıyama çağırır beni
Ana kucağı gibi sıcak ve şefkatli dağlar
Duyarım sessiz çığlığını Bosna Dağları’nın,
Çağırır beni
Bekle, geliyorum Ey Şehid Dağları..."

Murat Konukçu ajandasına mü’minlerin vasıflarıyla ilgili şöyle bir not düşmüş.

“ Önceki mü’minlerin ilahî emirlere yaklaşımı “İşittik ve itaat ettik” şeklindeydi. Şu anki müslümanların zihniyeti ise “İşittik, düşünüyoruz, tartışıyoruz, akletmeye çalışıyoruz, mütalaa ediyoruz ve nasib olursa, ömrümüz yeterse, işimiz, gücümüz, sosyal konumumuz ve yasalar elverirse itaat edeceğiz.” demektir. Ama elbetteki mü’minler ilahî emirlere ancak “Semi'nâ ve eta'nâ” derlerdi."

Murat’ın dilinden düşürmediği duası ile şöyleydi. Tam bir Şehid’e yakışacak bir dua….

"Ya Rabb! Bize, sonu şehadet olan ameller işlet !....
Nefsimizde olanı değiştirmede bize yardım et.
Hakkı olduğu gibi anlatmayı nasip et!
Bizi, sevdiklerinle beraber yaşat, sevdiklerinle beraber ölüdür ve sevdiklerinle beraber haşr eyle!
Senin zikrini anmayı ve yaşamayı bize nasip et.
Allah’ım bile bile şirk koşmaktan sana sığınırım, bilmediklerimden de af dilerim…" (Amin.)

Murat Konukçu, Karamürsel’de oturmaktaydı ve daha önce de, Bosna cephesinde 5 ay kalmıştı. Kosova'nın Sırplar tarafından yağmalanmaya başlaması üzerine de Kosova’ya gitmek üzere Makedonya ya gitti. Kosova’ya giremeden geri dönmek mecburiyetinde kaldı. Ne pahasına olursa olsun Kosova’ya gitmeyi kafasına koymuştu. İkinci defa Makendonya’ya gitmişti. Geçiş emniyeti için gereken bağlantıları kurmuş, sınırda beklemekteydi ki barış anlaşması imzalandı. Yine geri dönmek zorunda kalmıştı.

Buradan dönüşünde, Bosna cephesinden tanıdığı Karamürselli Salih’le zaman zaman dertleşirlerdi.

Murat Konukçu Dağıstan cephesine gitmeden birkaç gün önce, yine böyle bir sohbet esnasında Salih’e;

“Bugün öyle bir rüya gördüm ki, çok enteresan. Bosna’da iken bir arkadaşım, aynen benim gördüğüm bu rüyayı gördüğünü anlattıktan sonra şehid olmuştu. Benim gördüğüm rüya o kardeşimin anlattığı rüyanın aynısı. İnşaallah Dağıstan’da Şehid olurum.” diyerek, şehadet özlemini dile getirmiş.

Murat, her sefere çıkışında, annesinden helâllik dilemek adetiydi. Annesi de ciğerparesini her seferinde “ Hayırlısı ile git ve gel. ALLAH (C.C.) yardımcınız olsun” diye dualar ederek uğurluyordu. Bunu arkadaşlarına övünerek anlatırdı.

Murat kardeşimizin şehadeti ise şöyle gerçekleşir. Kendisi Şeleka diye tabir edilen ve Kamaz kamyonu üzerine monte edilmiş, uçaksavar kullanıyordu. Uçaklar, yerlerini farkeder ve bulundukları yeri bombalamaya başlarlar. Kamyon mevzi değiştirdiği esnada freni patlar, Murat ve yardımcısı Abdulbari ismindeki Ürdün’lü mücahid, kamyonun sağ taraftaki uçuruma yuvarlanması sonucu Şehid olurlar. Murat’ın cenazesini defneden Suud’lu Osman ismindeki mücahid, Murat’ın şehadet parmağını şehadet getirir bir vaziyette ve kalbinin üzerinde olduğunu, defnederken sağ kolunu ne kadar yanına koymaya çalıştıysa da, her seferinde kolu dirseğinden büküldüğünü, elini şehadet getirir vaziyette, kalbinin üstünde koyduğunu ve öylece defnettiklerini aktarmıştır.



RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 1:15 am

Şehid Bilal

Bilal... O’nu kardeşleri böyle adlandırmıştı. O da ismini aldığı o mazlum sahabe gibi esaretten hürriyete, kölelikten ebedi mutluluklar diyarına yol almayı başardı.

Doğup büyüdüğü coğrafyanın zayıf bırakılmış, mazlum insanlarının yanından ayrılarak İstanbul'a göç etti. İstanbul'da girdiği üniversite imtihanında, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesini kazandı. Ama hiç bir zaman bu okulda okumayı içine sindiremedi. O kendine Rabbi’nin rızasını gaye edinmişti. Onun işi salih ameller peşinde koşmaktı. Bilal tüm yaşamını cennet için azık peşinde koşmaya adamıştı.

İlk önce 1995 yılında 21 yaşındayken, Müslümanların batı cephesi olan Bosnalı kardeşlerinin yardımına koştu. Orada 5 ay kadar kaldı. 1995 yılının sonunda savaşın barış antlaşmasıyla son buluşundan sonra Türkiye'ye geri döndü. Kısa bir süre sonra Hinduların esareti altındaki Keşmirli kardeşlerinin yanına gitti. Orada da bir müddet ALLAH (C.C.) (C.C.) yolunda çalıştı. Bir çatışma sırasında cihada beraber gittikleri Osman Öztürk isimli kardeşi şehid oldu, kendisi de yaralandı ve Türkiye'ye tekrar geri döndü. Fakat Kafkasya'da Şeyh Şamil'in torunlarından bir avuç yiğidin, dünyanın en güçlü ordularına karşı verdikleri destansı mücadeleye icabet etmek için tekrar yollara düştü.

ALLAH (C.C.) (C.C.) Resulü (selam_2.v.) şöyle buyuruyor: "İnsanların en hayırlısı atının dizginine sıkıca tutunup nerede bir feryad, bir tehlike sesi duysa atını oraya süren kişidir."

Çeçen kardeşlerinin yanına daha önce gittiği yerlerden farklı olarak epey tecrübe kazanarak gelmişti. Yüzyılımızın Halid bin Velid'i, Seyfülislam (İslam’ın Kılıcı) Emir Hattab'ın grubunda, bölgelerden birinin komutanı olmuştu. Birinci Çeçen cihadı 1996 yılında bitti. Ama o bu bereketli cihad topraklarını terketmek istemedi.

1999'un başında birinci Çeçen Cihadında tanışmış olduğu bir şehid arkadaşının kız kardeşi ile evlendi. Bir sene sonra ismini Musab koyduğu bir oğlu oldu. Musab için; "O benim reyhanım" derdi. Ona karşı çok düşkündü. Eşine bıraktığı son vasiyetinde; "Sizleri çok seviyorum.Siz benim dünya ahiret sevdiklerimdensiniz. Ama ben cihadı, ALLAH (C.C.) (C.C.) yolundaki mücadeleyi, Rabbimin Firdevs Cennetlerini daha çok seviyorum. Şimdi ben sizleri ALLAH (C.C.) (C.C.) için terk ediyorum. Ama şunu bilin ki, Firdevs Cennetinde sizi bekleyeceğim." demişti.

6 Ağustos 1999'da başlayan ikinci Çeçen Cihadında da Bilal, bir mücahid bir komutan olarak görülmemiş kahramanlıklara imza attı. ALLAH (C.C.) (C.C.) onun eliyle birçok düşmanına azap etti ve cehennemlere sürdü. Bu savaşlar sırasında defalarca yaralandı. 1. Dağıstan operasyonları sırasında, karnına isabet eden bir kurşunla midesinden ağır yaralandı. Bundan 4 ay sonra sağ yanağına isabet eden bir mermiyle de çene kemiği ve dişleri dağıldı.En son ise, bir mayına basarak sol ayağını kendinden önce cennete gönderdi.

ALLAH (C.C.) (C.C.) Resulü buyuruyor ki; "Allah kıyamet günü şehidi vurulduğu ilk günkü yarasıyla, rengi kan rengi, kokusu misk kokusu olduğu halde diriltecektir."

Bu ağır yaradan sonra Bilal, tedavisi için tekrar Türkiye'ye döndü. 3–4 ay Türkiye'de kaldı ve bu süre içinde kopan sol ayağı yerine protez takıldı. Oğlunu, gönlünün reyhanını, Musab'ını kokladı, öptü. Ona doyamadan cennet kokan o şehitler diyarına tekrar geri döndü. Bu dönüşünde yanında yeni tanıştığı, ahlakından ve imanından etkilendiği Konyalı Mücahid Şener'i de götürdü.O öyle bir gençti ki yaşı henüz 19'du ama o kendisini ALLAH (C.C.) (C.C.) yolunda cihada adamıştı. Yüzü ayın ondördü gibi nurluydu, ama O gençliğini Rabbine adanmış izzetli bir yaşam için harcamıştı.

Bilal'in ve Mücahid'in şehadetlerine tanık olan bir arkadaşları anlatıyor:

”Gün kadir gecesinin sabahı (2003'ün Ramazan ayının), saat 8:30 sıralarıydı. Sığınak içinde kimimiz Kur'an okuyor, ibadetle meşgul oluyor. Kimimiz de günlük işleriyle uğraşıyordu. Emirimiz Bilal ayağını çıkarmış, istirahat ediyordu. Aniden kapıdaki nöbetçi içeri girip, Rusların etrafımızı sardığını ve saldırıya geçmek üzere olduklarını söyledi. Başta emirimiz Bilal olmak üzere hemen hazırlandık. Emirimiz en önde yavaş yavaş dışarıya çıkmaya başladık. Fakat Ruslar saldırıya başlamışlardı. Bilal sığınaktan çıkar çıkmaz, vurularak şehid düştü... O ve diğer kardeşler kadir gecesi sabahı şehid düştüler.”


RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından usame Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 1:15 am

Şehid Mücahid Şener

Bugün bu yiğitler, Afganistan’da, Çeçenistan’da, Filistin’de, Irak’ta ve dünyanın diğer bölgelerinde eşi görülmemiş kahramanlıklar sergilemekte ve Hakk’ın şahitliğini yapmaya devam etmektedirler. İşte onlardan biri henüz 19’unda yaşamının baharında, bu mücadelenin ön saflarında yer alan ve arzu ettiği şehadete kavuşan binlerce gençten birisi olan Konya’lı Mücahid Şener’dir….

Mücahid 1984 yılında dünyaya gelmişti. O’na isim olarak Mücahid’i seçenler, hiç yanılmamıştı. Mücahid bin aydan daha hayırlı olan Kadir gecesinde, çok istediği şehadete kavuşmuştu. ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.), O’nun şehadetini kabul etsin. O’nu Firdevs cennetlerinin varislerinden kılsın. Bizi de şehidlerimizin yolundan ayırmasın.

Mücahid de diğer akranları gibi güle oynaya büyüdü. Ta ki, bir şeyleri akletmeye başlayana kadar… Hayatının bu döneminde ümmetin halini düşünmeye başladı. Çevresinde ve dünyada olanlara sessiz kalamazdı. Çünkü O, bir müslümandı. Ve sahip olduğu iman, olanlara sessiz kalmasına engel oldu. Çeçenistan’daki müslümanlara yardım etmeye karar verdi. Hayallerini ve rahat olan yaşamını bıraktı. Kendisine yurt olacak olan topraklara yöneldi. Herkesin kendisine kardeş olacağı topraklara… O, mücahid ulemanın cihad çağrılarına icabet etme zamanın geldiğini düşündü. Cihad bölgelerine gidip gelen insanlarla konuştu. Müslümanların içindeki bulundukları zilletten kurtulmalarının yollarını araştırıyordu. ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.), hakkıyla iman eden bu gence rahmet etti, O’nu peygamberler, sıddıklar, salihler ve şehidler yoluna iletti.

Mücahid, Allah’ın, mazluma yapılan tecavüzlerin hiçbirinin karşılıksız bırakılmamasının istediğini biliyordu. 2000’li yıllarının başında zulmün kızıl yüzünün tekrar gösterdiği Kafkaslardan gelen ve yankısı hala süren ses Mücahid’e, yıllardır Kur’an ve hadislerden öğrendiği cihadı bizzat gerçekleştirmenin ve özlemini duyduğu şehadete ulaşmanın kapısını aralamıştı. O ses şöyle diyordu. “Ey İslâm ümmetinin aziz evlatları! Aranızda Allah’a verdiği sözde duranlar yok mu? İçinizde bu azmış ve sınırları aşmış köpeklere dur diyecek yok mu? Yahutta samimiyetle ve alçak gönüllülükle ellerini kaldırdığı zaman, duası kabul edilecek bir kişi yok mu? Bizi dualarınızda da mı unuttunuz? Nerede gece yarılarındaki ısrarlı dualarınız? Şimdi dualarınızda unutacaksınız da, ne zaman hatırlayacaksınız? ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) Rasulu şehid olan 70 arkadaşı için dualar etmişti. Bugün binlerce müslüman kardeşiniz öldürülürken sizin dualarınız, yardımlarınız nerede? Siz nerdesiniz? Müslümanların başlarına bir felaket geldiğinde Allah’a yalvarınız. Onların zafere ulaşmaları için her türlü desteği vermekten kaçınmayınız.”

Mücahid’in şehadeti yaşadığı cahiliye toplumun ve bende müslümanlardanım diyen fakat müslümanların içinde bulundukları zilletten kurtulması için kılını bile kıpırdatmayan insanlara karşı bir ihtar ve direnişin yeniden ayaklanışı olacaktır inşallah. ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) Mücahid’in ve tüm şehidlerimizin şehadetlerini kabul etsin. O’nun şehadetini tüm insanlığa bir nûr, ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) düşmanlarına da ateş kılsın İNŞAALLAH.

Şehidimizin ağabeyi anlatıyor:

“Genelde her zaman beraberdik. Çevredeki insanlar, O’nun namaza ve Kur’an’a yatkın olması dolayısıyla çok seviyorlardı. İslâm’a çok yatkındı. İnsanları çok seviyordu, insanlarda O’nu çok seviyorlardı. Çok şirin bir çocuktu. ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.), herkesin içine sevgi vermişti gerçekten. İmam Hatip yıllarını O’nun için dönüm noktası olmuştu. İmam Hatip yıllarında Kur’an eğitimi ve arkadaşları ile iletişimini geliştirdi. Filistin’de, Bosna’da, Çeçenistan’da müslümanlara yapılan bu zulmü gerçekten kınıyordu ve gerçekten çok üzülüyordu. Mücahid’i tanıyan herkes neye üzüldüğünü, neyi istediğini biliyorlardı. Herkese diyordu “Ortada erkek yok mu? Bu mazlumlara, bu kadınlara, yardım edecek bir erkek yok mu?” diye.

Benim ticaretle uğraşmama biraz kızardı. Askerden izine geldiğimde, Mücahid ticaret ile uğraşıyordu. Bundan dolayı bu sefer ben biraz O’nu eleştirmiştim. Tabi daha sonra bunu öğrenci evlerine ve eğitimlerine katkı olsun diye yaptığını öğrendim. Gerçekten o zaman duygulanmıştım. Üzüntümüz beraber, sevincimiz beraber, herşeyimiz beraberdi.

Mücahid’i; ya Kur’an okurken görürdük, ya da namaz kılarken… Mücahid, hayatını ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) için yaşamıştı. Hiçbir zaman dünya için, ticaret için bunu da böyle yapalım demedi. Şehadeti benim için sürpriz olmadı. Öylesine bizi alıştırdı ki, her zaman kendi kendime diyordum, bir gün şehid olacak.. Zaten yaşarken şehiddi. Annem başta çok üzülüyordu. ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.), gerçekten sabır verdi.”

Şimdi, Mücahid’i davasında kendisine yoldaşlık eden arkadaşlarının anlattıklarıyla tanımaya çalışalım.

Yakın bir arkadaşı Mücahid’i şöyle anlatıyor:

“Mücahid, yaşıtlarının dünyaya bir karış havadan baktığı lise yıllarında, İslâm davasını dert edinmeye başlamıştı. Müslümanların bulundukları içler acısı duruma üzülüyor, acaba ben davam için neler yapabilirim? diye derin düşüncelere dalıyordu. Mücahid’in Kur’an ile dostluğu biz İmam Hatip Lisesindeyken başladı. Bu yolda yardımcı olacağını inandığı ders halkalarına katıldı. "Arkadaşlar zulmün son bulması için ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) yolunda, malımızla ve canımızla cihad etmeliyiz." derdi.

Dava arkadaşlarından birine Mücahid dendiğinde ağzından şu kelimeler dökülüyor:

“Mücahid, dünyanın değişik bölgelerinde müslümanlara yapılan zulmü ve müslümanların zulme karşı verdikleri cihadı yakından takip ederdi. Rus zulmünün yüzyıllardır hüküm sürdüğü Çeçenistan’ın anlamı O’nun için çok farklıydı. Rus zulmüne karşı verilen cihadda şehid olan arkadaşları olmuştu. Mücahid’e cihadı ve şehadeti Çeçen Cihadı öğretti desek abartmış olmayız. “Arkadaşlar, iman, davet ve cihad bir bütünün ayrılmaz parçalarıdır. Biz eğer ki iman ettikten sonra davet ve cihad görevimizi yerine getirmezsek imanımızdaki samimiyetimiziden söz edilemez.” dediğini hiç unutmayacağım.

Öğrenci evlerine bir ilim yuvasına çevirmişlerdi. Davası için tebdir peşinde koşanların aksine bu yola malını ve canını adayan kardeşlerin yaptığı çalışmalar O’nun içindeki cihad ve şehadet aşkını daha da alevlendirmişti. Davet ve cihad için çalışmadan geçen bir günü yok gibiydi. Şehadetten bahsederken çoğu zaman boğazı düğümlenir, gözleri yaşla dolardı. Cihad etmeye 5.5 sene önce karar vermişti. Geceleri yaptığımız yürüyüşlerde cihad ve şehadetten bahsederdi. Cihad meydanında daha aktif olabilmek için koşmak, yüzmek gibi kondisyonunu artıracak sportif faaliyetleri yapmaya çalışırdı.”

Bir arkadaşı Mücahid’in cihad meydanına gitmek için her şeyin hazır olduğunu ve birkaç güne kadar yola çıkacağının haberini aldığında sevincinden yerinde duramaz olduğunu, Allah’ın O’nun yüzündeki nûr’u artırdığını ve Mücahid’in yüzüne eskisi gibi bakamadıklarını, yüzünün haya edilecek bir güzelliğe söylüyorlar.

Cephedeki mücahid arkadaşları, henüz 19’unda Firdevs’e varis olan yiğidimizi haya, ahlâk ve takvaya bürünmüş bir güzel olarak tarif ediyorlar.

Mücahid’in öğrencilerinden biri, Mücahid şehid olduktan sonra gördüğü bir rüyayı şöyle anlatıyor.

“Hocamı rüyamda gördüm. Elinde uzun bir liste vardı. İçinde şehidlerin isimleri yazılıydı. Beşinci sırada hocamın ismini gördüm.”

Şehadeti:

Mücahid’in şehadetine tanık olan arkadaşı anlatıyor.

"Bismillahirrahmanirrahim…

O hayatının baharında şehadeti kazanan yiğit bir gençti. O, Rabbinin cennetine aşıktı... Rabbi’de O’nun isteklerini kabul etti ve O’nu şehidlerin mertebesine çıkardı. Bu asil genci nasıl anlatacağımı bilemiyorum. O’nu anlatırken aciz kalsam da anlatmaya çalışacağım.

“Ben bugünleri çok bekledim. Bugüne kadar sırtüstü çok yattım. Bugün ecir alma ve cennet için yatırım yapma zamanı” derdi.

Vallahi, O’nu, uzak-yakın hiçbir iş için üşengeçlik yaparken görmedim. O, ALLAH (C.C.) (C.C.) (C.C.) Rasulunun şu hadisi hep tekrarlardı. “Allah yolunda tozlanan ayağa cehennem ateşi değmeyecektir.”

Mücahid’i ya cephane taşırken, ya sığınak kazarken, ya da mücahidleri gıda ve su taşırken görürdük. O, kendisinin boşa geçecek vaktinin olmadığına şartlandırmıştı.

21 Ağustos’ta, tedavi için giden emirimiz Bilal ile gelmişti. Mücahid aramıza gelişinden bir ay sonra, emirimiz Bilal ile bir operasyona katıldı.

Mücahid, 2003’ün Ramazan ayının 27. gecesini nöbette geçirmişti. Sabah 8:30 sıralarıydı. Sığınakta kimimiz Kur’an okuyor, kimimiz ibadetle, kimimizde günlük işleriyle meşgul oluyordu. Nöbetçi; Rusların etrafımızı sardığını ve saldırıya geçmek üzere olduklarını haber verdi. Hemen hazırlandık. Fakat Ruslar saldırıya başlamışlardı. Emirimiz Bilal, sığınaktan çıkar çıkmaz vurularak şehid oldu. Dışarıya çıkanlar iki-üç saniyede şehid oluyorlardı. Sığınağın önünde bir metrelik bir çukur kazmıştık. Dışarı çıkıp ateş ederek o çukura atlamayı düşündüm ve atladım. Bacağımdan ve yanağımdan hafif şekilde yaranlanmıştım. Benden sonrada Mücahid, benden tarafa doğru gelmeye başladı. Çukura tam atlarken diz kapağına büyük bir kurşun isabet etti. O’nu çukurun içine çektim ve çatışmaya oradan devam ettik. Mücahid’in dizkapağına isabet eden kurşun O’nu ağır bir şekilde yaralamış ve dizkapağı arka tarafa doğru kırılarak dönmüştü. Ruslarla aramızdaki çatışma devam ederken, Mücahid’in alnına bir kurşun daha isabet etti. O anda Rabbine ve özlemini duyduğu şehadete kavuştu. O ve diğer kardeşler Kadir gecesinin sabahı şehid düştüler.

Mücahid, çok takvalı, cesur bir gençti. O hepimizden yaşça küçük olmasın rağmen davranışlarıyla bize örnek oluyordu. Yaşına oranla Kur’an ve Hadis bilgisi çok iyiydi. Akşamları Kur’an ve hadis dersleri verirdi. Rabbim, O’nu Firdevs’i A’la’da ağırlasın İNŞAALLAH. Elazığlı Bilal kardeşin emirlik yaptığı, benim ve Mücahid’in içinde bulunduğu grup, Allah’ın dinin üstün tutmak için, malı ve canı ile farklı ülkelerden gelen 14 yiğitten oluşuyordu. Bu gruptan şehid olamayan tek kişi benim.

O, peygamberin de dediği gibi, “Az zamanda çok iş yapan” birisiydi. Aramıza katılalı 4 ay olmuştu.

Ağabeyi:

“Kardeşim Mücahid, Ramazan ayının 27. günü yani Kadir gecesinin sabahı 10:00 sularında şehid olmuş. Annem, kardeşimin şehid olduğu sıralarda bir rüya görmüş. Kur’an okuduktan sonra uyku basıyor. O an rüyasında Mücahid, ayakları bembeyaz nurlar içinde anneme doğru yürüyor. Daha sonra öğrendiğimize göre Mücahid, ayağından yara alarak şehid olmuş.
"


RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN
avatar
usame
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1252
Kayıt tarihi : 01/04/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından 'secdé- Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 4:32 am

Mücahid, çok takvalı, cesur bir gençti. O hepimizden yaşça küçük olmasın rağmen davranışlarıyla bize örnek oluyordu. Yaşına oranla Kur’an ve Hadis bilgisi çok iyiydi. Akşamları Kur’an ve hadis dersleri verirdi. Rabbim, O’nu Firdevs’i A’la’da ağırlasın İNŞAALLAH. Elazığlı Bilal kardeşin emirlik yaptığı, benim ve Mücahid’in içinde bulunduğu grup, Allah’ın dinin üstün tutmak için, malı ve canı ile farklı ülkelerden gelen 14 yiğitten oluşuyordu. Bu gruptan şehid olamayan tek kişi benim.

O, peygamberin de dediği gibi, “Az zamanda çok iş yapan” birisiydi. Aramıza katılalı 4 ay olmuştu.

Ağabeyi:

“Kardeşim Mücahid, Ramazan ayının 27. günü yani Kadir gecesinin sabahı 10:00 sularında şehid olmuş. Annem, kardeşimin şehid olduğu sıralarda bir rüya görmüş. Kur’an okuduktan sonra uyku basıyor. O an rüyasında Mücahid, ayakları bembeyaz nurlar içinde anneme doğru yürüyor. Daha sonra öğrendiğimize göre Mücahid, ayağından yara alarak şehid olmuş.
"



önclikle bu yazıyı paylaştğn için araştıryodum zaten sayende öğrendm ALLAH (C.C.) (C.C.) razı olsun abim büyük bi istek ve arzuyla okudum
Rabbim razı olsun ondan gözlerm doldu gerçkten çok seviyorum mücahidi...
abimmmm bitanesn sen yhaaa a.r.o

RABBİM ŞEHADETİNİ KABUL EYLESİN Aminnn
avatar
'secdé-
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 3215
Kayıt tarihi : 21/05/09
Yaş : 27
Nerden : İstanbuldan katılıyorum yarışmacı arkdaslara baaşarılar dilermm xD

http://ilahiask.forumzen.com/

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından *LİVÂÜ'L-HAMD* Bir C.tesi Ağus. 29, 2009 8:07 am

ALLAHU AZİMÜŞŞAN (C.C) razı olsun mübarek...

ALLAH (C.C.) için savaşanlar,gözünü kırpmadan şehadete gidenlerden daha mesut kim olabilir ki?

RABBİMİZ (C.C) şehadetlerini kabul eylesin...

Mekanları Cennet olsun,akıtılan bir damla kanları dahi kafirlerin azaplarını artırsın.AMİNNN...







avatar
*LİVÂÜ'L-HAMD*
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 1840
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 108
Nerden : İSTANBUL

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından [SEMUF] Bir C.tesi Ocak 23, 2010 1:56 pm

ALLAH (C.C.) razı olsun sehadetlerını kabul etsın ellerıne saglık[b]




...mezara gelmez kimse gömmeye lakin emanettir beden gövdeye...


üzerime gelin bakın dinamit baglı gövdeme yaklaşanı uçurururm uçurtma misali pimden iplerle fesatlar kapıma geldiler ellerinde güllerle işlerine gelmeyince saldırdılar aynı güllerin dikenleriyle vurdular siyah güllelerle
avatar
[SEMUF]
Bölüm Moderatörü
Bölüm Moderatörü

Mesaj Sayısı : 1301
Kayıt tarihi : 29/07/09
Yaş : 25
Nerden : adana

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: ÇEÇENİSTAN ŞEHİDLERİ 1

Mesaj tarafından Sponsored content


Sponsored content


Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz