RASULULLAH EFENDİMİZ ÜMMİ İDİ

Aşağa gitmek

RASULULLAH EFENDİMİZ ÜMMİ İDİ

Mesaj tarafından mahşer Bir Çarş. Ocak 13, 2010 12:14 pm

Resulullah
efendimizin okuma yazma bilmediği âyet-i kerimelerle, hadis-i
şeriflerle ve tarihi olaylarla sabittir. Resulullah ümmi idi, yani
kitap okumamış, yazı yazmamış, kimseden bir ders görmemiş idi. Mekke’de
doğup, büyüyüp, belli kimseler arasında yetişip, seyahat etmemiş iken,
Tevrat’ta ve İncil’de ve Yunan ve Roma devirlerinde yazılmış kitaplarda
bulunan bilgilerden, hadiselerden haber verdi. İslamiyet'i bildirmek
için, Müslümanlara mektuplar yazdırıp yolladı. Hicretin altıncı
senesinde Rum, İran ve Habeş hükümdarlarına ve diğer padişahlara
mektuplar gönderdi. Kur'an-ı kerimi kâtiplerine yazdırdı.
Batılılar,
zaten (İslam Peygamberi) ifadesiyle Peygamberimize inanmadıklarını, Onu
Peygamber olarak kabul etmediklerini bildiriyorlar. Peygamber
efendimizin bu bilgileri, başkalarından öğrendiğini savunabilmeleri
için de, Onun okur yazar olduğunu söylüyorlar. Tevrat ve İncil’e ait
bilgileri seyahat ettiği yerlerdeki papazlardan öğrendiğini iddia
edebilmek için bu iftiraya baş vuruyorlar. Misyonerlere uşaklık eden
bazı bid’at ehli de buna inanıyor. Halbuki Peygamber efendimizin ümmi
olduğu, yani okur yazar olmadığı pek meşhurdur. Bütün bilgileri vahiy
ile Allâhü teâlâdan öğrendi.
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Sen
bundan [Kur'an-ı kerim indirilmeden] önce, bir yazı, bir kitap
okumadın, elinle de yazı yazmadın. Böyle olsaydı, bâtıl yoldakiler
şüpheye düşerlerdi.) [Ankebut 48] (Müşrikler, Kur’anı başkasından
öğrenmiş veya önceki semavi kitaplardan almış derlerdi. Yahudiler de,
Onun vasfı Tevrat’ta ümmi olarak bildirilmiştir, bu ise ümmi değil diye
şüpheye düşerlerdi.)
(Yanlarındaki Tevrat ve İncil’de [ismini ve
sıfatını] yazılı buldukları ümmi nebi olan o Resule [Muhammed
aleyhisselama, iman edip] tâbi olanlara [çeşitli nimetler vereceğiz]. O
resul, onlara iyiyi emreder, onları kötülüklerden alıkoyar, temiz ve
hoş şeyleri kendilerine helâl kılar, murdar ve kötü şeyleri de
üzerlerine haram kılar, sırtlarından ağır yükleri indirir,
üzerlerindeki zincirleri kırar, [Yapılması güç ağır teklifleri kaldırır
kolaylarını emreder] işte o vakit ona iman eden, ona kuvvetle saygı
gösteren, ona yardımcı olan ve onun peygamberliği ile birlikte
indirilen nuru izleyen kimseler var ya, işte onlar saadete, kurtuluşa
erenlerdir.) [Araf 157]
(De ki: "Ey insanlar, elbette ben, göklerin
ve yerin hükümranı, Ondan başka ilah bulunmayan, dirilten ve öldüren
Allâh'ın, hepiniz için gönderdiği resulüyüm. Allâh’a ve Onun ümmi nebi
olan Resulüne uyun ki doğru yolu bulasınız.) [Araf 158]
Allâhü
teâlânın böyle bildirmesi, ümmî olduğu, [okur yazar olmadığı] halde
kendisinin bütün ilimlerin zirvesinde bulunmasından dolayıdır. Resul
denmesi Allâh’a göre, Nebi denilmesi de kullarına göredir. Yani O,
Allâh’ın elçisi olmak bakımından, Resul, halka Hakkın emirlerini tebliğ
etmesi yönüyle de Nebi’dir. (Beydavi)
Alak suresinin birinci
âyetinde ikra = oku buyurulup, üçüncü âyetinde tekrar oku buyurulması,
ben okumak bilmem demesinden dolayıdır. (Beydavi)
Sahihi Buhari’de şöyle bildirilmiştir:
Resulullah,
peygamberliği bildirilmeden önce sahih rüyalar görürdü. Gördüğü rüyalar
gündüz aynen çıkardı. Çoğu geceleri Hira dağındaki mağarada ibadet ile
geçirirdi. Ramazan ayında bir gün Hira dağındaki mağarada ibadet ile
meşgul iken, bir kimse [Cebrail aleyhisselam] geldi. Elinde ipekten bir
örtü vardı. Resulullah efendimiz şöyle buyurmuştur:
(O kimse bana
“Oku” dedi. (Ben okuma bilmem) dedim. Elindeki örtüyü başımın üzerine
koydu. Başımı ve yüzümü örttü. Sonra o örtüyü başımdan kaldırdı ve
“Oku” dedi. Ben yine (Okuma bilmem) dedim. Yine önceki gibi, Alak
suresinin (İnsanı bir “alak”tan [döllenmiş yumurtadan] yaratan Rabbinin
adıyla oku! Oku, insana bilmediklerini öğreten ve kalemle yazdıran
Rabbin en büyük kerem sahibidir) [mealindeki] âyet-i kerimeleri okudu.
Ondan işittiklerim kalbime tamamen yerleşti.) [Bundan sonra oku dendiği
zaman öğrendiklerini aynen tekrarlamıştır.]
Resulullah efendimiz ile
Kureyş arasındaki antlaşmayı Hazret-i Ali yazdı. Antlaşmanın başına
Bismillahirrahmanirrahim ve Muhammedün Resulullah yazdı. O sırada henüz
iman etmemiş olan Süheyl bin Amr dedi ki:
(Bizim kitabımıza göre ben
Rahmanı bilmem, onun yerine Bismike Allâhümme yaz. Muhammedün
Resulullah yerine de Muhammed bin Abdullah yaz. Eğer biz Onun
Peygamberliğini kabul etseydik, zaten Onunla savaşmazdık.)
Eshab-ı kiram ile Süheyl arasında konuşmalar devam ederken, Resulullah efendimiz buyurdu ki:
- Ya Ali, Onu sil, Süheylin dediği gibi yaz.
Hazret-i
Ali’nin, edebinden silmeye eli varmadı. Resulullah efendimiz,
(Silinecek yeri bana gösterin de orasını sileyim) buyurdu. Gösterdiler
ve orasını sildi. (Şevahid-ün nübüvve)
Bu vesikalara rağmen, bid’at
ehli bile olsa, Müslüman olan bir kimse, Resulullah okur yazardı
diyemez. Kâfirlerin demesinin zaten bir kıymeti yok. Yılanın zehir
saçmasına benzer.
avatar
mahşer
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 1024
Kayıt tarihi : 22/05/09
Yaş : 30
Nerden : ilahiaşktan :)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: RASULULLAH EFENDİMİZ ÜMMİ İDİ

Mesaj tarafından GNL-FB Bir Ptsi Mart 29, 2010 12:25 pm

ALLAH (C.C.) razi olsun mahserim

avatar
GNL-FB
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 1342
Kayıt tarihi : 21/05/09

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz