Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Aşağa gitmek

Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir C.tesi Ocak 30, 2010 10:07 am

Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?
Gerçek bir dindarın nasıl olması gerektiğini bilmeyenler, zaman zaman çok yanlış hükümler veriyorlar. Dindar olmayan birini, dini tam yaşayan bir insan sananlar, genellikle dinden ve inançtan uzak durmaya çalışıyorlar.


Niçin dindar olmayanı dindar sanıyorlar?
Çünkü dinî konuda maalesef büyük bir cehalet hüküm sürmektedir. Bu sebeple de özden fazla şekle ve görüntüye bakarak insanların ne kadar dindar olduklarına karar veriliyor. Meselâ, "Çok dindar bir adam: üç kere hacca gitmiş!" deniliyor... Beş vakit namaz kılanlara, bir çok yerde "hoca” denildiği gibi, örtülü hanımlara da "din âlimesi" nazarıyla bakılabiliyor.

Geçmiş yıllarda, birçok eski öğrencim, sırf başörtüleri sebebiyle caddede, otobüste, trende fıkhî bazı sorular sorulduğundan şikâyetçiydiler. Çünkü sorulan soruların cevaplarını onlar da bilmiyorlardı. Ancak kılık kıyafetleri sebebiyle, cevapsız kalmaları çoğu zaman yadırganıyordu.

Birçok yaşlı başlı Müslüman, "Kızım madem namaz konusundaki bu sorunun cevabını bilmiyorsun, başını neden örtüyorsun?" diye soruyorlar. Hâlbuki o gençler de daha yeni yeni dinlerini öğrenmeye başlamışlardı. Her gördüğümüz sakallı, nasıl hacıbaba oluyorsa, her örtülü hanım da, hemen dinde âlim ve çok dindar bir kimse sanılabiliyor.

Peki, gerçek dindar nasıl olur? Örnek ve vasıflı bir Müslüman hangi özellikleri taşır?


Akla ve İlme Dayalı Bir İman Sahibidir

Vasıflı dindarın ilk özelliği, akıl, mantık ve bilgi temeline oturan sağlam bir imandır. Şeksiz şüphesiz bir inancın sahibidir. Gerçekten dindar olan kişi, neye, nasıl inandığını bilir. Bu bilgisi sebebiyle, aykırı fikir ve inanışlara karşı söyleyecek sözü vardır. İnancı konusundaki herşeyi bilmese de, her sorunun cevabı bulunduğunu bilmenin rahatlığı içindedir. En azından bu cevaplara nasıl ulaşacağını öğrenmiştir. Aksi halde, son dönem yeniçerilerine benzer. Hani onlardan biri çoktandır kızdığı bir Yahudi'yi, "Niçin bana çarptın?" bahanesiyle atmış yere ve başlamış bağırmaya:
- Ulan Yahudî, tez Müslüman ol!.. Yoksa sen bilirsin!..


Yerde sırtüstü yatan Yahudi, başının Üstünde parıldayan kılıcı görünce, işin vahametini anlamış ve hemen,
-Peki, demiş, Ne diyeyim de Müslüman olayım kuzum?
Yeniçeri başlamış düşünmeye... Ama ne denilip de Müslüman olunacağını bir türlü çıkaramamış:
- Ulan Yahudi, onu ben de bilmiyorum! Demek zorunda kalmış…

Bu Yeniçeri ilk bakışta dindar bir insan gibi görünebilir mi? Her ne kadar din gayretiyle harekete geçiyorsa da yaptıkları ve yaptırmak istedikleri itibariyle asla iyi bir Müslüman sayılmaması gerekir. Zira iyi bir Müslüman, inancın zorla, baskıyla, dayatmayla benimsetilemeyeceğini, hatta böyle metotların daima ters teptiğini gayet iyi bilir.

Bırakınız başkasını ve yabancıyı, kendi öz çocuğunu bile zorlayarak, tahakküm ederek, dayatarak imana ve ibadete getiremeyeceğinin bilincindedir. Akıllı ve medenî insanlar ancak ikna ile imanı benimseyebilirler. Ya da imanın güzelliklerini bir Müslüman’da görerek sevip inanırlar. Çünkü gerçek iman, tamamen candan, gönülden ve içtenlikle kabul edilendir. Maddî ya da manevî baskılar, korkular, çıkarlar sözkonusu olursa, hakikî imana ulaşılmaz.

İmanın güzelliğine ulaşmış olan, o güzelliği güzelce paylaşmak ister.


Kendisini Din Polisi Gibi Göremez
Bir başka mesele de gerçek dindar, kendisini din polisi gibi göremez. O, kalplerin derinliklerinde gizli olanı araştırmakla görevli değildir. Bu sebeple zahire göre hükmeder. Hz. Peygamber (sav) sırf görünüşte Müslüman olan, aslında imana gelmemiş münafıkları mescidinden dahi uzaklaştırmamıştır. Zaten onları herkese ilân da etmemiştir. Onlar inançsızlıklarını dışarı yansıtıp zarar vermedikleri sürece Müslümanların arasında, hatta mescidinde kendilerine daima yer bulmuşlardır.

Bir savaşta, sahabe-i kiramdan biri, zorlu bir mücadeleye girmiş ve sonunda güç halle rakibini yere düşürüp kılıcını onun boynuna indirmek için kaldırmıştı. İşte tam bu sırada, yerde yatan adam, ‘lâilâhe illallah’ (ALLAH (C.C.) (C.C.)'tan başka ilah yoktur) deyivermişti. Ancak bu iman belirtisi, kılıcın boynuna inmesini önleyemedi. Zira son anda ölüm korkusundan söylendiği açıktı. Ne var ki bu olayı duyan ALLAH (C.C.) (C.C.) Resulü (sav) fevkalâde üzüldü ve çok nadir kızgınlıklarından birini gösterdi. Sahabi defalarca dedi ki:
- Ey ALLAH (C.C.) (C.C.)'ın Resulü, adam benimle sonuna kadar mücadele etti. Eğer becerebilseydi beni öldürecekti. Son anda söylediği tevhid kelimesi ölüm korkusundandı...

Efendimiz'in (sav) üç kere tekrarladığı cevap ne kadar ibretli, ne kadar hassas ölçülü ve ne derece düşündürücüdür:
- Kalbini yarıp baktın mı? Kalbini yarıp baktın mı? Kalbini yarıp baktın mı?

Evet, kimse kimsenin samimiyetini ölçmekle vazifeli değildir. İmanda samimiyet ölçmek yetkisi hiç bir insana verilmemiştir. Herkes kendi samimiyetini ölçmeli ve derecesini artırmaya çalışmalıdır. Zira ancak bundan sorumludur.

Başkasıyla Değil Nefsiyle Uğraşır
Vasıflı bir dindar, başkasının imanıyla, ibadetiyle ve ihlâsıyla uğraşmaz. Çünkü onun ilk ve en önemli düşmanı, daima kötülükleri emreden nefsidir. Dolayısıyla asıl savaşı, şeytanla işbirliği yapmış olan nefsine karşı verir. Başkalarına hüsn-i zan besler. Ötekileri daima kendinden yüksek bilir. Ve hiçbir zaman yükseklik iddiasında bulunmaz. Bilir ki, "Ben yükseğim, yüceyim!" diyen, alçaktır. Çünkü İslâm ahlâkında iman, ibadet ve ahlakıyla övünmek düşüklük ve hastalıktır.


Gösterişten Uzaktır
Hayır hasenatı bile sevabı kaçmasın diye gizli yapan Müslüman “sağ elinin verdiğini sol elinden” gizlemeye çalışır. Verdiğinin karşılığını sadece Allah’tan beklediği için, mümkün mertebe gösterişten, hayrını açıklamaktan kaçınır.


Dindarlığı Rant Olarak Kullanmaz
İdeal dindar, dindarlığını bir rant olarak kullanmaktan ALLAH (C.C.) (C.C.)'a sığınır. Eğer sırf dindarlığı sebebiyle, ya da onu âlet ederek bir menfaat sağlıyorsa, dinini dünyaya satmış olacağını bilir. Fanî dünyanın basit ve kıymetsiz cam parçalarını âhiretin paha biçilmez elmaslarına tercih etmek, gerçekten dindar olanın işi değildir.


Daima Ölümle İrtibatlıdır
Vasıflı dindar, daima ölümle irtibatlıdır. Bu sebeple geniş görüşlü, engin ve derin bakışlıdır. Âhiret boyutlu düşünür. Dünyada kendisini emanetçi bilir. Asıl yatırımını daimî, bakî ve kalıcı olana yapar. Bu sebeple "Ne dünya umurundan (işlerinden) kazandığına memnun, ne de kaybettiğine mahzun olur."
Her işinde, "Rabbim razı olsun, yeter!" diye düşünür, "O razı olsa bütün dünya küsse ehemmiyeti yok!" der. Zaten Rabbini razı eden, başkalarını da memnun ve mutlu eder.


Kul Hakkından Titrer!
Kul hakkı yeme korkusu, vasıflı dindarı titretir. Daima üç kuruş az kazanmaya razıdır. Gönül kırmaktan hep uzak durmaya çalışır. Bağışlanması çok zor olan kul hakkını yemektense, az kazanca ve kendisi kırılmaya gönüllüdür.

Günümüzden 55 yıl önce, gazete haberi olmuş böyle bir güzellik yaşanmış İstanbul'da…
Artvinli Hasan Efendi Kocamustafapaşa'da, ihale ile bir bina satın alır. Satış gerçekleşir, binanın tapusu da artık elindedir. Fakat bina ihale ile ve avukatı aracılığı ile satın alındığı için içi rahat etmez. Uzman bir mühendisi, binaya fiyat biçmesi için görevlendirir. Görevli mühendisin binaya biçtiği fiyat, kendisinin ödediği miktardan bin lira daha fazladır. O zamana göre çok önemli bir paradır. Fakat Hasan Efendi'nin vicdan rahatı, bu 1000 liradan daha önemlidir. Binanın hissedarlarını bulur, hepsine bu bin lirayı paylaştırır: - Kanunen binayı 1500 liraya aldım ama vicdanen 1000 lira daha ödemek mecburiyetindeyim! Der.

İşte bu Artvinli Hasan Ağa, Tema Vakfı'ndan tanıdığımız muhterem Nihat Gökyiğit Beyefendi'nin babalarıdır. Artvinli tüccar Hasan Efendi neden böyle bir fazileti gösterebiliyor? Çünkü bu inanç ve onun dışarıya ahlâk güzelliği olarak yansıması babasından bir mirastır. Babası Artvin'de dürüstlüğü ile tanınan bir tüccardı. Ermeni tehciri sırasında o da benzeri bir güzelliği bizlere hatıra olarak bırakmıştı…
Varlıklı bir Ermeni, göç emrini alınca bu zata gelir ve der ki:
- Bildiğiniz üzere, biz bütün malımızı mülkümüzü bırakıp gitmek zorunda kalıyoruz. Ben mevcut gayr-ı menkullerimi 30.000 altın karşılığı sana bırakayım. Senden başka kimsenin de gücü yetmez. Sen almazsan öylece bırakıp gitmek zorunda kalacağım.
- Peki! Parayı hazırlayıp getireceğim! Der bizim tüccar...

Dediği gibi de yapar. Ermeni çok sevinir. Dualar eder, helâlleşip ayrılırlar. Fakat bu muhteremin içi bir türlü rahat değildir. Hesap eder kitap eder, Ermeni'nin sıkışarak bu fiyata sattığı mallarının, en az 10 bin alım fazlasını edeceğine hükmeder. Ve bu parayı da hazırlayıp Artvin'i terk etmesine ramak kala Ermeni'ye verir. O zaman bu hakperestliğe o Ermeni Osmanlı vatandaşı hayret etmiştir ama şimdi neredeyse, bizler de inanılmaz buluyoruz.

İşte vasıflı dindar bu idi... Hâlâ da budur...

Vasıflı dindar, düşmanına bile dosdoğru davranan adamdır. Çünkü o, "Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!" emrini Rabbinden alınca, '"Bu sûre beni ihtiyarlattı!" buyuran Yüce Resûl’ün bağlısıdır.

Dedem, hak yemekten titreyen bir adamdı. Ben onun bu konuda kılı kırk yarışlarına hayrandım. O, tarladan tarlaya geçerken, ayakkabısının içine giren tozu toprağı ait olduğu yere silkeledikten sonra ötekine geçen bir dikkat içindeydi.
- Dede! Dedim:
- Siz ne kadar doğru bir insansınız!
- Yok evlat! Dedi, doğruluk mu kaldı bizde? Bizdeki kavak doğruluğudur. Az bir esintide eğilir, bükülür. Sen doğruluğu benim babamda görecektin. Onunkisi minare doğruluğu idi... Ne eğilir, ne bükülürdü...

Bugün 40 yıl sonra düşünüyorum: Acaba şimdi bizimkisi ne doğruluğudur?

Vasıflı dindar, en önemli uyarıyı bile incitmeden yapabilen bir nezâketin temsilcisidir. Nezaketi bir üslûp inceliği olarak yansır muhatabına... 70 yıl önce, küçük ve yemyeşil bir Anadolu şehrine genç bir hakim tayin edilir. Şehrin eşrafından bir ticaret adamı, bu genç hakimi evine yemeye çağırır. Güzel bir gündür. Evlerin geniş bahçelerini dolduran meyve ağaçlarının dalları sokağa kadar sarkmaktadır. Bu güzel meyvelerden birine uzanan hakim, bu güngörmüş vasıflı Müslüman’dan şu çok nezih ikazı alır:
- Hakim Bey bu bahçe bize ait değildir. Bizimkisi iki bahçe sonradır...
Hakim Bey elini çekiverir. Yüzü hafifçe kızarır ama bu uyarı üslûbuna da hayran kalır. Yarım asır sonra der ki:
- Meslek hayatımın ilk gerçek ve uygulamalı hukuk dersini bu Zat'tan aldım ve asla bir daha unutmadım...

Vasıflı dindar, yaratılanı, Yaratan'dan ötürü hoş gören ve seven bir anlayışın insanıdır. O günaha kızar, günahın kötülüklerine düşmanlık eder ama günahkârı sever. Günaha düşman, ancak, günah işleyen kişiye dost olur. Bu dostlukla, günah ile günahkârı birbirinden uzaklaştırmaya çalışır. Meselâ, içkiye düşmandır ama alkolik adama dosttur, sevgi gösterir. Çünkü o kötü alışkanlığın esiri olan, ancak sevgi ve dostlukla kurtarılabilir.

Vasıflı dindar, günahları açan, ilân eden ve bundan zevk alan bir kişi olamaz. Tam tersine o, günahları örter. Hataları, kusurları, günahları eşelemek ve teşhir etmek istemez. Bu gibi olumsuzlukların sahiplerine merhamet eder, acır. Kurtulmalarına duacıdır, yardımcıdır...
Zarar verene zarar vererek aynı derekeye düşmek istemez. Isıranı ısırma küçüklüğüne tenezzül etmez. Bunaldığı zaman, "Ne yapayım. ALLAH (C.C.) (C.C.) yaratmış" der, olumsuzluklara karşı sabrını bereketlendirmeye çabalar.

Vasıflı dindarda ALLAH (C.C.) (C.C.)'ın güzel isimlerinin tecellisi görünür. Meselâ vericidir. Karşılığını Rabbinden bekleyerek verir. O bilir ki, "Veren el, alan elden üstündür." Verdiklerini başa kakıp da onların manevî getirisinden kendisini mahrum etmez. Çünkü vasıflı dindar, yaptığı hayrı, verdiği zekâtı, sadakayı hemen unutan ama kendisine yapılan iyiliği unutmayan bir şahsiyettir.
Ölçüsü takvadır, insanı ancak ahlâk, fazilet ve takva bağlılığının üstün kılacağını bilir. Bu sebeple insanları değerlendirirken, makamlarını, paralarını ve etnik köklerini değil, maneviyatlarını dikkate alır. Asalet ahlâka bağlılıkta Cenab-ı Hakk'a kullukta, Resulü'nün yaşadığı gibi yaşamaktadır.

Vasıflı mü'min, mütevazîdir. Gül bitirmek için toprak olmaya razıdır. Hizmetle öne çıkar, ücret zamanı geride durur.
Mütefekkirdir. Kâinatı bir kitap gibi okumayı bilir. Eserden müessire giden yolu gönül gözü ile de görür. Sürekli Rabbi ile olmanın iç huzurunu dolu dolu yaşar. Bu sebeple başkalarını üzen ve korkutan birçok şey onun gözünde hiçtir.

ALLAH (C.C.) (C.C.)'a iman, kalbinin cenneti olur. Bu huzuru tattığı için, asla yalnızlık duygusu çekmez, ümitsiz olmaz. Çünkü ALLAH (C.C.) (C.C.)'la beraber olan asla yalnız değildir. Diğer mü'minlerle öncelikli ortak paydası, ticaret, siyaset, ırkî bağlar değildir. Din kardeşliği ile Tevhid inancı etrafında sarsılmaz bir kenetlenmenin kopmaz halkasıdır.
Bundan dolayı bütün mü'minleri bir vücudun azaları gibi görür, dertleriyle dertlenir, sevinçleriyle bayram eder.

Vasıflı Müslüman, müteşebbistir, çalışkandır. Ama asla ihtiras sahibi değildir. En iyi neticeyi almak için, bütün helâl ve meşru yolları dener. Ancak netice ne olursa olsun razıdır. Kanaatin bitip tükenmek bilmeyen bir hazine olduğunu bilir. Rızkın ALLAH (C.C.) (C.C.)'a ait olduğunun, ecelin şekil ve vakit olarak bir olduğunun idrâkindedir.

Vasıflı dindar, herkesin iyiliğini isteyen ve buna elinden geldiğince çalışan bir yeryüzü meleğidir.
Vasıflı dindar gönül adamıdır. Beklenen adamdır. Gönüllerin daima özlediği ve beklediği adamdır. Teselli veren adamdır. Gönlündeki iman zenginliği ile her daim mütebessim adamdır. Neşe ve huzur veren adamdır.
Sevgiyi seven, düşmanlığa düşmanlık eden adamdır. İki gününü eşit etmemek için, sevgi yolunda hergün ileriye doğru giden adamdır.

Dünya maddeten ve manen yaşanılabilir bir yer olarak kalacaksa, vasıflı dindarların sayılarının çoğalması gerekiyor demektir.

Vehbi Vakkasoğlu
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir C.tesi Ocak 30, 2010 12:14 pm

Her sarıklı beyleri, Her başörtüyü bayanları dinde vasıflı hoca gözünde görmek doğru değildir.Onların sohbetleriyle ayak uydurmak yanlıştır.Böylelerine ayak uyduran da, kısa yoldan dinini uygulamaya çalışmak isteyen insanlardır...

CAHİLLE ETME SOHBET YIPRANIRSIN.!..


Pusula (KUR'AN-I KERİM) ile Peygamberimizin sünnetleri ile, imanın ve islamın şartları ile hareket edildiği müddetçe herkes dinini hakkıyla etmiş olur...
Abim paylaşımın için...




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir C.tesi Ocak 30, 2010 4:46 pm

(((OFLU))) demiş ki:Her sarıklı beyleri, Her başörtüyü bayanları dinde vasıflı hoca gözünde görmek doğru değildir.Onların sohbetleriyle ayak uydurmak yanlıştır.Böylelerine ayak uyduran da, kısa yoldan dinini uygulamaya çalışmak isteyen insanlardır...

CAHİLLE ETME SOHBET YIPRANIRSIN.!..


Pusula (KUR'AN-I KERİM) ile Peygamberimizin sünnetleri ile, imanın ve islamın şartları ile hareket edildiği müddetçe herkes dinini hakkıyla etmiş olur...
Abim paylaşımın için...
Ne güzel söyledin Oflu kardeşim, ALLAH (C.C.) razı olsun. Büyük şeyh İsmet Garibullah efendinin bir mısrası aklıma geldi.


Oturma münkirle yeme sancı

Pas tutarsın sonra paklamaz her kalaycı

Aziz sen SIDK üzere ol ALLAH (C.C.) görüci

Hemen SIDK ile gel Hakka gidelim

Cemali bâ kemale seyredelim.
İmam-ı Gazali buyurmuştur ki;
Cahillerle tartışmaya girmeyin, Ben hiç yenemedim.

Rabbim cümlemizi vasıflı dindar olabilmeyi nasip etsin.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir C.tesi Ocak 30, 2010 5:04 pm

ecmain Abim...

Karşındaki cahil mi? bırak gitsin gideceği yere kadar. Gerçi gitmek istediği yere gidene kadar varmadan devrilir. Yardım elini uzatırsan, seni de körüklemeyeçalışır cahil aklıyla...

Cahiller kuru inat gibidir. Bırak devrilsin...




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından [SEMUF] Bir C.tesi Ocak 30, 2010 8:34 pm

ALLAH (C.C.) razı olsun abi acıkcası konunu okumadım kıtapda olsaydı okurdum ama bu kadar uzun yazıyı okumuyorum bilg. cunku gozlerım bozuk agrıyor




...mezara gelmez kimse gömmeye lakin emanettir beden gövdeye...


üzerime gelin bakın dinamit baglı gövdeme yaklaşanı uçurururm uçurtma misali pimden iplerle fesatlar kapıma geldiler ellerinde güllerle işlerine gelmeyince saldırdılar aynı güllerin dikenleriyle vurdular siyah güllelerle
avatar
[SEMUF]
Bölüm Moderatörü
Bölüm Moderatörü

Mesaj Sayısı : 1301
Kayıt tarihi : 29/07/09
Yaş : 26
Nerden : adana

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir Paz Ocak 31, 2010 1:03 pm

Ben bu uyarıyı bir yerlerden hatırlıyorum. Kusura bakmayın ama iki ayrı mesaj olarak ekleyip konuyu bölmek istemedim. İnşallah daha dikkatli olmaya çalışacağım.
O halde şöyle yapabilirsin: Her gün ekrandaki yazıyı okuyup aşağıda kalan kısmı okumadan kapatırsın, ertesi gün de okuduğun kısmın aşağısına iner (page down) ve oradaki yazıları okursun. Bu şekilde yaptığın zaman aşağı yukarı 5 günde okumayı tamamlamış olabilirsin.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Ptsi Şub. 01, 2010 11:10 am

Abim benden hatırlıyorsun değil mi?
Okumayı çok seviyorum ama uzun olunca uykum geliyor benim yaw. Birde bir konuyu sonuna kadar okumaya fırsatım olmuyor bazen.
ders 45 dakika, tenefüs 5 dakika olmaz yaa cık cıkkkk




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir Salı Şub. 02, 2010 9:44 am

Evet Offlu kardeşim. Benim gibi bir haylaz işte böyle söz dinlemez.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından mahşer Bir Salı Şub. 02, 2010 10:10 am

Türkiyede dini konuların işlenmesi o kadar azaldı dinden imandan bi-haber insanlar o kadar arttı ki her sarıklı alim (ya da 'çoğunlukla' terörist) her namaz kılan hoca, her kapalı kadın hoca hanım sayılıyor. Oysa ki böyle olmadığını veya nasıl olduğunu oturup muhabbet ederek anlamak çokda zor değil tabi ilmi konularda bir kırıntı kadar bilgin varsa.Ne yazıktır ki dindar insanların vasıflarını taşıyanlar gün geçtikce azalıyor. İnsanlar dedikodu buhranında kayboluyorlar. En büyük alim diye tanımladığımız kimseler bile nefsani konuşup ayet inkarına amentüde ittifakımız var demeye kadar sürüklenebiliyorlar.Rabbim yar va yardımcımız olsun. Perde inmiş olan gözlerimizi açmayı nasip etsin. Dünyada sarığınızla cübbenizle onlardan ayrı durun ki ahirettede onlardan ayrı durabilesiniz Rabbim ehli sünnet kimselerle olan muhabbetlerimizi artırsın inşeALLAH.ALLAH (C.C.) (C.C.) razı olsun abi
avatar
mahşer
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 1024
Kayıt tarihi : 22/05/09
Yaş : 30
Nerden : ilahiaşktan :)

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir Salı Şub. 02, 2010 10:33 am

Ağzına sağlık mahşer kardeşim. Her sarıklıya alim denilemeyeceğine bizzat şahit olanlardanım malesef. İstanbul'a Efendi hazretlerini ziyarete gittiğimiz bir zamandı. Öğlen namazından sonra İsmailağa Camii etrafındaki hazire ve civardaki türbeleri ziyaret edelim diyerek camiden çıkmıştık. Tam caminin köşeyi dönecekken cami önünde bir araç durdu. Araçtan iri-yarı, sakallı (en az cübbeli Ahmet hoca'daki kadar vardı) bir adam indi ve cami kapısının önünde tehditvarî bir şekilde, elinde kama- kılıç karışımı bir şey olduğu halde cami kapısından içeri doğru elindekini sallayarak bağırmaya başladı. Ne olduğunu anlamaya kalmadan (10-15 saniye içersinde) tekrar arabaya bindi ve oradan uzaklaştılar. İşte böyle dini karıştırmak için molla, alim, sofi kılıklarına girenler var. Bu tür insanlar sadece kılık kıyafet ile değil, zaman zaman dini sohbet adı altında da faaliyet gösteriyorlar malesef. Rabbim dinî bilgilerimizi doğru kaynaktan almayı hepimize nasip etsin inşallah.

Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Salı Şub. 02, 2010 10:47 am

ali bakkal demiş ki: Evet Offlu kardeşim. Benim gibi bir haylaz işte böyle söz dinlemez.

haylaz çocuklar olanlar çok zeki oluyorlar he bunu biliyor musun abim




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir Salı Şub. 02, 2010 10:51 am

Bilmem mi Oflu kardeşim. Benim küçük oğlan (ALLAH (C.C.)'a emanet) pek yaramazdır. Fakat derslerinde de başarılı maşallah.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Salı Şub. 02, 2010 10:52 am

ali bakkal demiş ki:Tam caminin köşeyi dönecekken cami önünde bir araç durdu. Araçtan iri-yarı, sakallı (en az cübbeli Ahmet hoca'daki kadar vardı) bir adam indi ve cami kapısının önünde tehditvarî bir şekilde, elinde kama- kılıç karışımı bir şey olduğu halde cami kapısından içeri doğru elindekini sallayarak bağırmaya başladı. Ne olduğunu anlamaya kalmadan (10-15 saniye içersinde) tekrar arabaya bindi ve oradan uzaklaştılar. İşte böyle dini karıştırmak için molla, alim, sofi kılıklarına girenler var. Bu tür insanlar sadece kılık kıyafet ile değil, zaman zaman dini sohbet adı altında da faaliyet gösteriyorlar malesef. Rabbim dinî bilgilerimizi doğru kaynaktan almayı hepimize nasip etsin inşallah.

Rabbim cümlemizden razı olsun inşallah.
Abim sen benden çok yaşayacaksın he.. Bende bu konuda böyle örnek verecektim... Bir, iki tane soytarı sarık takıyor, cübbe giyiyor karalamaya çalışıyor... bir iki tane sorsan başı kapalı Üstü kabe, altı paris mi ne öyle bir deyişle başları örtülü olanlar çıkıyor. sonra hayda biz siyasi bir görüşü temsil ediyoruzmuşmuş da örtünüyormuşuz..
ALLAH (C.C.) hidayete erdirsin bizleri inşAllah...




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından ali bakkal Bir Salı Şub. 02, 2010 10:53 am

Amin, İnşallah.
avatar
ali bakkal
Destekleyen Üye
Destekleyen Üye

Mesaj Sayısı : 817
Kayıt tarihi : 28/01/10
Yaş : 43

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Geri: Vasıflı Bir Dindar Nasıl Olmalıdır?

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Salı Şub. 02, 2010 10:53 am

ali bakkal demiş ki: Bilmem mi Oflu kardeşim. Benim küçük oğlan (ALLAH (C.C.) (C.C.)'a emanet) pek yaramazdır. Fakat derslerinde de başarılı maşallah.
eferem bacaksıza. başarılı derslerde haylazlığa izin verilir




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 107
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön

- Similar topics

 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz