Sultan II. Mustafa Han

Aşağa gitmek

Sultan II. Mustafa Han

Mesaj tarafından (((OFLU))) Bir Ptsi Mayıs 04, 2009 3:44 pm


Babası : Sultan IV. Mehmed
Annesi : Emetullah Rabia Gülnûş Sultan
Doğduğu Tarih : 5 Haziran 1664
Padişah Olduğu Tarih : 6 Şubat 1695
Tahtan İndirildiği Tarih : 23 Ağustos 1703
Ölümü : 8 Ocak 1704

Sultân II. Mustafa, IV. Mehmed’in Emetüllah Gülnûş Sultân’dan 1664 yılında dünyaya gelen oğludur. Amcası II. Ahmed’in vefatının duyar duymaz, Edirne’deki Veliahd Dâiresinden Hünkâr Dâiresine gelerek tahta oturmuş ve kendisine bî’at etmeleri için devlet adamlarını çağırmıştır (Şubat 1695). IV. Murad’dan sonra gelen Osmanlı Padişahları içinde en liyakatlisi, en âlimi ve en kültürlüsü idi. Vâlide Sultân’ın da devlet işlerine karışmayarak kendini hayır hizmetlerine vermesi onun için iyi bir imkândı. Sakız Adasının geriye alınışını göremeden vefat eden amcasının intikamını, kalyonlar kaptanı Mezomorta Hüseyin Paşa eliyle tahta çıktığı ay aldı ve Sakız Adasından Venediklileri kovdu. II. Mustafa'nın ilk icraatı Elmas Mehmed Paşa'yı sadrazamlığa ve hocası eski Şeyhülislâm Feyzullah Efendi'yi de Şeyhülislâmlığa getirmek oldu.

Bazı devlet erkânının karşı çıkmasına rağmen Avusturya üzerine çıktığı 1. Seferde, Lipve, Lügoş ve Şebeş Kaleleri feth olunarak Temeşvar’a kadar gelindi (Aralık 1695). Çevresindekilerin ısrarıyla İstanbul’a dönüldü. Ancak düşman durmuyordu. Açık denizlere inmeyi hedef edinen Rus Çarı Büyük Petro, Azak önüne kadar geldi. Osmanlı ordusunun kahramanca müdafaasına ve Çar Petro’yu geri çekilmeye mecbur bırakmalarına rağmen, 1 yıl sonra tekrar hücum etti ve Azak, Ruslar tarafından işgal edildi. Bu işgal İstanbul’u hüzne gark etti. Nisan 1696 yılında II. Mustafa 2. Sefer-i Hümâyuna çıktı ve Olaş Meydan Muharebesinde Avusturya Kralı Kral Elektör yenildi ve kaçtı. Bu zaferin ardından II. Mustafa tekrar Edirne’ye döndü.


Ancak II. Mustafa’nın katıldığı 3. Avusturya seferinde, karşısında Savoie prensi Mareşal Eugen vardı. Kara Mustafa Paşa ile Viyana önünde genç bir subay olarak savaşan bu komutanın komutasındaki Avusturya kuvvetleri, Macaristan’ın güneyinde yer alan Zenta’da Osmanlı ordusu ile karşılaştı. Maalesef Eylül 1697 yılında Padişahın baş komutan olduğu bir Osmanlı ordusu, tarihinde ilk defa, 15.000’e yakın şehid vererek ve Padişah’ın canını da zor kurtararak mağlubiyet acısını tattı. Hatta bu zaferin şımarıklığı ile aynı prens bir ay sonra Bosnasaray’a hücum etti ve burayı harabeye çevirdi
.
İslâm âlemi, İran da dahil olmak üzere, Osmanlı ordusunun bu mağlubiyeti sebebiyle kan ağlıyordu. Ancak düşman da kendinden emin değildi. Venedikliler, Hanya’yı muhasara altına almalarına ve Bosna-Hersek cephesinde Osmanlı Devleti’ni rahatsız etmelerine rağmen, Mora’yı kaybedecekleri korkusuyla Viyana’yı sulh için teşvik ediyorlardı. Lehistan bütün gayretiyle Kamaniçe’yi almak için uğraşıyordı. Ruslar ise, Azak Kalesini almakla yetinmiyorlar ve açık denize inmek için daha da ileri gidiyorlardı. İşte böyle bir havada, Osmanlı Sadrazamı Amca-zâde Hüseyin Paşa ve Reisül-Küttâb (Dışişleri Bakanı) Râmi Mehmed Efendi’nin gayretleriyle, Belgrad’ın 65 km kuzeybatısında yer alan Karlofça’da, Avrupa’daki üstünlüğün Osmanlı Devleti’nden Avrupalı Devletlere geçtiğini ortaya koyan ve Osmanlı Devleti’nin gerileme devrini başlatan ilk andlaşma imzalandı (Karlofça Andlaşması, 26.01.1699). Andlaşma Avusturya, Venedik ve Polonya ile devam eden 15 yıllık ve Rusya ile devam eden 9 yıllık savaşa son veriyordu; ancak Macaristan tamamen Avusturya’ya; Mora Venediklilere, Kamaniçe merkezli Podolya Eyâleti Lehlere ve 1700 yılında yapılan ilave İstanbul Andlaşması ile de Azak Ruslara teslim ediliyordu. Karadeniz Osmanlı Gölü olmaktan çıkmış ve Avrupa’daki hâkimiyet tamamen kaybedilmişti. Üç devletle 25 yıllık sulh andlaşması imzalanırken Rusya ile sadece üç yıllık mütâreke imzalanmıştı. Bunu İstanbul Andlaşması tamamlamıştır. Osmanlı Padişahı artık Avrupalı devlet başkanlarına sen değil, siz diyecekti. Buna rağmen 15 yıldır devam eden felâket yılları da sona ermişti.



Savaş sıkıntılarından kurtulan Osmanlı idaresi, iç problemleri çözebilmek için bir dizi reforma girişti. Yeni sınırlar kontrol altına alındı. Devletin müesseseleri yeniden tanzim olunmaya başlandı. Devlet idaresinde Şeyhülislâm Feyzullah Efendi’nin etkisi görülmeye başlandı. Onun tezkiyesiyle sulh andlaşmasının mürahhası Rami Efendi, önce vezirliğe ve sonra da sadrazamlığa getirildi. Fakat onun da Feyzullah Efendi ile arası açıldı; azli için uğraştı, ancak muvaffak olamadı. Feyzullah Efendi, âlim, müstakim ve değerli bir insan olmasına rağmen, yakınlarını devlet idaresinde belli makamlara getirmesi ve bu noktadaki hırsı onu milletin gözünden düşürdü. Divan-ı Hümâyun, bir nevi Feyzullah-zâdeler Divanı haline geldi. Padişah’ın yarım asırdır İstanbul yerine Edirne’de oturması da merkezde bazı rahatsızlıklar meydana getiriyordu. Bu iki temel sebep 1. Edirne Vak’ası diye bilinen ayaklanmanın meydana gelmesine sebep oldu. İstanbul'da kıyam eden 200 kadar cebeci Edirne'ye gelinceye kadar 80.000'i buldular ve Ağustos 1703 tarihinde Padişah’ı tahttan indirdiler. Aksi sesler duyulsa da kardeşi III. Ahmed’i tahta geçirdiler. II. Mustafa ise, hal’ından 4 ay sonra kederinden vefat etti.


Hocaları Hafız Osman Efendi, Feyzullah Efendi ve Hoca-zâde Mehmed Efendi gibi âlimlerden ders alarak yetişen II. Mustafa, hattât, şair ve büyük bir İslâm âlimi idi. Fiilen sefere çıkan son Osmanlı Padişahı oldu. Hal’ edilmesinin baş sebeplerinden olan Şeyhülislâm Feyzullah Efendi ise, çok büyük hakaretlere maruz bırakıldıktan sonra katl olunmuş ve cesedi de Tunca Nehrine atılmıştır (Eylül 1703).



Osmanlı hareminde beraber karı-koca hayatı yaşadıkları ve ancak genellikle çocuk sahibi olmadıkları câriyeler demek olan ikbal müessesesi, II. Mustafa’dan itibaren başlamıştır. İkballer çocuk doğurdukları zaman çoğunlukla Kadın Efendi olmuşlar ve bazan da nikâh akdi ile zevce haline getirilmişlerdir.



Osmanlı Devleti, bütün bu menfiliklere rağmen, yine de dünyada bir numaralı güçlü devlet idi ve onu yine Müslüman bir devlet olan Timuroğullarının Hindistan’da devam ettirdikleri devlet takip ediyordu.



ZEVCELERİ: KADIN EFENDİLERİ: 1- Âlî-cenâb Baş Haseki. 2-Şeh-süvâr Vâlide Sultân; 4. Haseki ve III. Osman’ın annesi. 3- Sâliha Sebkatî Vâlide Sultân; Câriyelerden ve I. Mahmûd’un annesi. 4- Hümâ Şah Haseki. 5- Afîfe Haseki. 6- Hatice Haseki. İKBALLERİ: 7- Hafsa Sultân; Üçüncü Haseki olduğu söyleniyorsa da Kadın Efendi olması kuvvetle muhtemeldir. 8- Hanife Hâtun; İkinci veya Üçüncü İkbaldir. 9- Fatma Şahin Hâtûn.



ÇOCUKLARI: 1-Şehzâde Sultân Mahmûd I. 2-Şehzâde Sultân Osman III. 3-Şehzâde Murad. 4-Şehzâde Mehmed. 5-Şehzâde Süleyman. 6-Şehzâde Hüseyin. 7-Şehzâde Selim. 8-Şehzâde Ali. 9- Safiyye Sultân. 10- Ayşe Sultân. 11- Emetüllah Sultân. 12-Şehzâde Hasan Hân. 13- Zeyneb Sultân. 14- Rukıyye Sultân .



Kaynak: Osmanlı Araştırmalar Vakfı


06.02.1695 Sultan II. Ahmed’in ölümü.
Sultan II. Mustafa’nın Edirne’de yapılan tören ile padişah oluşu.

09.02.1695 Sultan II. Mustafa’nın Sadrazama hattı hümayun göndererek, Avusturya ile devam eden savaş sebebiyle ordunun başında olarak savaşa katılacağını bildirmesi.
18.02.1695 Sakız Adası’nın geri alınmasını sağlayan Koyun Adaları zaferi.
02.05.1695 Sürmeli Ali Paşa’nın azli.
Elmas Mehmed Paşa’nın sadareti.
30.06.1695 II. Mustafa’nın Avusturya seferi için Edirne’den hareketi.
09.09.1695 Lip ve Lipve-Lippa’nın fethi.
18.09.1695 Zeytinburnu Deniz zaferi.
Venedik donanmasının imhası.
22.09.1695 Lippa’nın güneyinde bulunan Lugas’un kuşatılması.
Lugas zaferi.
28.09.1695 Ordu’nun İstanbul’a dönmek üzere hareketi.
13.10.1695 Azak zaferi.
Kalenin Ruslardan kurtarılması.
18.11.1695 Ordu’nun Edirne’ye gelişi.
20.04.1696 Sultan Mustafa’nın ikinci sefere başlamak üzere Davudpaşa ordugâhından hareketi.
18.06.1696 Sultan II. Mustafa’nın, Edirne’den sefere başlamak üzere yola çıkması.
06.08.1696 Azak Kalesi’nin düşman eline geçmesi.
08.08.1696 Sultan II. Mustafa’nın Belgrad’a varışı.
27.08.1696 Olaseh (Ulaş) zaferi.
Padişahın sefer dönüşü.
31.08.1696 Ordu’nun zafer sonrası Tamışvar’a gelişi.
Koca Cafer Paşa’nın Belgrad muhafızlığına tayini.
25.09.1696 Padişah ve ordunun Edirne’ye gelişi.
28.09.1696 II. Mustafa’nın İstanbul’a dönmek üzere Belgrad’dan ayrılışı.
17.06.1697 Sultan II. Mustafa’nın üçüncü seferi.
Padişah ve ordu komutanları arasında Belgrad’da Harp Meclisi’nin toplanması.
11.09.1697 Erdel yakınında Tisa Köprüsü’nü geçerken paniğe kapılan ordunun Zenta faciası.
12.09.1697 Osmanlı Ordusu’nun tüm malzemelerinin Avusturyalıların eline geçmesi ve Veziriâzam Elmas Mehmed Paşa’nın şahadeti.
18.09.1697 Amcazade Hüseyin Paşa’nın sadareti.
17.10.1697 Bosna Sarayı’nın yanması.
20.10.1698 Osmanlı Temsilcilerinin Belgrad’dan Karlofça’ya hareketleri.
26.01.1699 Karlofça andlaşması.
14.07.1700 Osmanlı-Rus barışı.
03.12.1701 Bedesten yangını.
04.09.1702 Amcazade Hüseyin Paşa’nın istifası.
Daltaban Mustafa Paşa’nın sadareti.
24.01.1703 Daltaban Mustafa Paşa’nın azli ve Ramî Mehmed Paşa’nın sadareti.
22.08.1703 Edirne Olayı. Sultan II. Mustafa’nın tahttan indirilmesi.
Sultan III. Ahmed’in padişah olması.
gül gül gül




BİR GARİP DUA DİLENCİSİYİM...
Kendinin ne olduğunu bilen insan, bazı kendini bilmezlerin, onun hakkında söylediklerinden etkilenmez.(İbn-i Sina)
avatar
(((OFLU)))
Admin
Admin

Mesaj Sayısı : 6929
Kayıt tarihi : 01/04/09
Yaş : 106
Nerden : dünyanın ortasından =)

http://cankurbanyoluna.forumzen.com

Sayfa başına dön Aşağa gitmek

Sayfa başına dön


 
Bu forumun müsaadesi var:
Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz